BİLGİYE AÇIK ERİŞİM · BAĞIMSIZ DİJİTAL YAYINCILIK
suhijyeniDİJİTAL YAYINLAR
← Kitaba dön%0
Okuma araçları

Okuma ayarları

İçindekiler

BÖLÜM 36 / 53

35 Ozon ve diğer dezenfeksiyon yaklaşımları

35.1 Ozon üretimi aktarımı ve temas

Ozonla arıtmayı anlamak için üretim, suya aktarım ve su içindeki etkiyi birbirinden ayırmak gerekir. Ozon güçlü bir oksitleyicidir ve uygun koşullarda birincil dezenfeksiyonda kullanılabilir. Fakat jeneratörün ozon üretmesi, üretilen miktarın tamamının suda çözündüğünü veya hedeflenen mikroorganizmayla gerekli teması kurduğunu göstermez. Arıtma başarısı, üretimden sonraki adımlara bağlıdır. WHO’nun proses açıklaması da ozonun suya aktarılmasını, temas bölümünü ve çıkış gazının yönetimini birlikte ele alır. Bu bütünlük kurulmadığında yalnız üretici cihazın kapasitesi üzerinden yapılan değerlendirme, suyun gerçekten geçirdiği işlemi eksik anlatır.

Gazın suya aktarılması, düzenekteki su ve gaz akımlarının uygun biçimde buluşturulmasını gerektirir. Temas bölümü de yalnız boş bir hacim olarak görülmez; suyun orada nasıl hareket ettiği işlem açısından önem taşır. Verilen ozonun bir bölümü suyun bileşenleriyle reaksiyona girebilir, bir bölümü gaz akımında kalabilir. Böylece jeneratör çıkışındaki bilgi, suda belirli bir yerde ölçülen derişimle aynı anlama gelmez. Tasarımın görevi bu farkları hesaba katmaktır. İşletmenin görevi ise gerçek koşulların tasarımda ve doğrulamada kabul edilen düzeni sürdürüp sürdürmediğini izlemektir.

Ozonun oksitleyici etkisi, dezenfeksiyon dışındaki bazı arıtma amaçlarında da kullanılabilir. Ancak bir organik bileşiğin dönüşmesiyle bütün kimyasal riskin ortadan kalkması eşit değildir. Hangi bileşiğin hedeflendiği, reaksiyon sonucu ne oluştuğu ve sonraki arıtmanın ne yapacağı değerlendirilir. Doğal organik madde gibi su bileşenleri işlem talebini etkileyebildiğinden, aynı uygulama farklı iki kaynakta aynı sonucu vermeyebilir. Yöntemin seçiminde gerçek suyla yürütülen değerlendirme bu nedenle değerlidir. Başka bir tesiste başarılı olması, benzer görünen bir kaynağa aynı koşullarla aktarılması için tek başına yeterli gerekçe oluşturmaz.

Ozon sistemi, su tarafının yanında gaz tarafının da yönetildiği bir kurulumdur. Suda çözünmeden çıkan gazın uygun biçimde işlenmesi, WHO’nun anlattığı düzenin parçalarındandır; bu işlem kendi başına kurulabilecek bir ev uygulaması gibi düşünülmez. Küçük ölçekte üretim, doğru dozlama, elektrik gereksinimi ve maliyet birlikte güçlük doğurabilir. WHO bu nedenlerle ozonu evde su arıtma için önermez. Bu değerlendirme, ozonun büyük ve kontrollü bir prosesteki teknik değerini reddetmez; aynı yöntemin uygulama ölçeği değiştiğinde işletilebilirliğinin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösterir.

35.2 Yan ürünler ve proses kontrolü

Bir dezenfektanın seçimi, hedef mikroorganizmanın etkisizleştirilmesiyle birlikte oluşabilecek yan ürünleri de kapsar. Ozonlama açısından bromür içeren suyun bromat oluşumuyla ilişkisi önemlidir. Buradaki soru yalnız suda bromür bulunup bulunmadığı değildir; ozon uygulaması ve suyun kimyasal koşulları birlikte değerlendirilir. Bromat oluşumu, verilen ozon miktarı ve pH gibi değişkenlerden etkilenebilir. Bu nedenle kaynak analizinde görülen bir bileşen, proses seçimi sırasında farklı bir anlam kazanır: başlangıçta izlenen madde, işlem sonucunda oluşabilecek başka bir maddenin değerlendirilmesine katkı sağlar.

Yan ürün kaygısına verilecek yanıt, dezenfeksiyonu düşünmeden ozon uygulamasını azaltmak değildir. WHO, yan ürünlerin kontrolünde mikrobiyolojik korumanın zayıflatılmaması gerektiğini vurgular. Uygulama koşullarının değiştirilmesi, öncü maddelerin azaltılması veya başka bir işlem düzeninin seçilmesi aynı değerlendirme içinde ele alınır. Belirli bir yan ürünü düşüren değişiklik, hedef mikroorganizma için gereken performansı bozuyorsa sorun çözülmüş olmaz. İşletme kararı bu iki görevi birlikte karşılamalıdır. Bunun için hem mikrobiyolojik hedefin hem ilgili kimyasal göstergelerin ne anlama geldiği açık olmalı, yalnız tek sonucun iyileşmesine bakılmamalıdır.

Ozonlama, doğal organik maddelerin bir bölümünü mikroorganizmaların daha kolay kullanabileceği biçimlere dönüştürebilir. Bu yüzden prosesin etkisi ozon temas bölümünün çıkışında sona ermiş sayılmaz. WHO, biyolojik olarak kullanılabilir organik maddelerin sonraki uygun işlemlerle azaltılmasını ve dağıtım koşullarının korunmasını birlikte ele alır. Bir tesiste ozonun ardından başka bir arıtma basamağı görülmesi gereksiz tekrar anlamına gelmeyebilir; basamaklar farklı görev üstlenebilir. Uygun sıra, yalnız başlangıçtaki kirleticiyi değil önceki işlemin oluşturduğu yeni su özelliklerini de dikkate alır. Arıtma hattı, birbirini tamamlayan görevler üzerinden okunmalıdır.

İzleme planında bu ilişkilerin görünür karşılığı bulunur. İşlem sırasında hızla karar vermeye yarayan göstergelerle, sonradan yapılan kimyasal doğrulama aynı görev değildir. Giriş suyundaki değişim, proses kayıtları ve ilgili sonuç analizleri birlikte değerlendirilir. Bir dönemde uygun bulunan sonuç, mevsim veya kaynak değiştiğinde yeniden incelenmeyi gerektirebilir. Özellikle yeni bir uygulamada yalnız ilk başarılı örneği seçmek, değişkenliğin anlaşılmasını engeller. Kontrolün güçlü olması, daha çok sayı toplanmasından önce hangi sayının hangi kararı değiştirdiğinin bilinmesine bağlıdır; sonuçlar işletme sorumluluğuna bağlandığında kayıt gerçek bir işlev kazanır.

Tablo 84 Ozonlamada birbirine bağlanması gereken görevler

Görev İncelenecek ilişki Kararın sınırı
Ozon üretimi ve aktarımı Üretilen gaz ile suya geçen miktar Jeneratör etiketi su performansı değildir.
Dezenfeksiyon Hedef organizma ve gerçek temas koşulu Tek derişim sonucu bütün süreci temsil etmez.
Yan ürün kontrolü Su bileşimi ve proses koşulları Yan ürün azalırken koruma zayıflatılmaz.
Sonraki su kalitesi Dönüşen organik madde ve dağıtım Temas çıkışı son kullanım noktası değildir.

Özgün proses değerlendirmesi; ozon tesisi boyutlandırması veya kimyasal uygulama reçetesi değildir.

35.3 Klor dioksit ve diğer kimyasal yaklaşımlar

Klor dioksit, adı klorla ilişkili olsa da ayrı bir kimyasal dezenfeksiyon yaklaşımı olarak değerlendirilir. Bir yöntemden diğerine geçerken yalnız ürün adını değiştirmek yeterli değildir; üretim, uygulama, izleme ve yan ürün düzeni de değişebilir. WHO, klor dioksitin kullanımını özellikle kalıntı ve klorit ile klorat oluşumu bakımından ele alır. Bu nedenle “klor içermez” veya “klordan farklıdır” gibi kısa pazarlama ifadeleri, suyun geçirdiği kimyasal işlemi açıklamaz. Yöntemin gerçek adı, kullanılan bileşiğin kimliği ve su içindeki dönüşümleri açıkça belirtilmelidir.

Klor dioksit uygulamasında mikroorganizmalar üzerinde istenen etkiyle, işlemden sonra su içinde kalan kimyasal türlerin kontrolü birlikte yürütülür. Klorit ve kloratın değerlendirmeye alınması, bu bileşiklerin her kurulumda aynı düzeyde oluşacağı anlamına gelmez; oluşum ve sonuçlar uygulama koşullarına bağlıdır. Ancak ölçülmesi gerekenleri baştan tanımlamak gerekir. Sadece dezenfektanın başlangıçta ne kadar verildiğini bilmek, son sudaki bütün bileşimi açıklamaz. Prosesin seçimi yapılırken ilgili analiz olanaklarının ve işletme becerisinin bulunması da hesaba katılır. Uygulanamayan bir izleme şartı, kâğıt üzerinde doğru görünen tercihi zayıflatabilir.

Monokloraminin değerlendirilmesinde ise dağıtım boyunca kalıcılık ile birincil dezenfeksiyon gücü arasındaki fark önem taşır. WHO, monokloramini kalıcı bir dağıtım kalıntısı açısından ele alırken serbest klora göre daha zayıf bir dezenfektan olduğunu belirtir. 33. bölümde tanıtılan klor türlerini burada yeniden sıralamak yerine seçim sonucuna odaklanabiliriz: iki yöntemin farklı görevlerde yararlı olması, birinin ötekinin yerine her noktada aynı biçimde konabileceğini göstermez. Birincil etkisizleştirme ile dağıtım sırasında korumanın sürdürülmesi ayrı görevler olarak tanımlandığında, kimyasalın hangi nedenle seçildiği de anlaşılır hale gelir.

Daha az kullanılan bir dezenfektanın güçlü tanıtılması, içme suyunda sürekli kullanıma uygunluğunu kanıtlamaz. WHO, iyot için kullanım süresi ve bazı kullanıcı gruplarıyla ilgili sınırları, gümüş için ise dezenfeksiyon etkililiğine ilişkin kanıt yetersizliğini ayrı değerlendirir. Buradan çıkarılacak seçim ilkesi, yeni veya farklı görünen bir kimyasalın otomatik üstün sayılmamasıdır. Mikrobiyolojik etki, oluşabilecek kimyasal maruziyet ve gerçek kullanım koşulları birlikte incelenir. Bir maddenin başka amaçla antimikrobiyal olarak kullanılması, içme suyuna eklenmesine yönelik hazır bir gerekçe oluşturmaz; ürünler arasında doğaçlama ikame yapılmaz.

35.4 Isıl ve yerinde kullanım yaklaşımlarının sınırları

Isıl uygulamada mikroorganizmalara etki eden temel unsur ısıdır. WHO, ev ölçeğindeki su için kaynatmayı ve sonrasında yeniden kirlenmeden korunmayı birlikte anlatır. Böyle bir yöntemin değerlendirilmesinde yalnız suyun ısıtılması değil, işlemi izleyen soğutma ve saklama da önemlidir. Mikrobiyolojik görevin tamamlanması, işlemden sonra kabın, ellerin veya kullanılan gerecin suyu yeniden kirletemeyeceği anlamına gelmez. Yerinde uygulamaların başarısı bu yüzden kullanıcı davranışına yakından bağlıdır. Yöntem basit görünebilir; fakat tutarlı bir kullanım düzeni, karmaşık bir cihazda olduğu kadar burada da belirleyicidir.

Kaynatmanın mikrobiyolojik yararı, bütün kimyasal sorunlara karşı çözüm gibi sunulamaz. Bir suyun neden kullanılamadığı bilinmeden genel bir kaynatma önerisini her olaya uygulamak, tehlikenin türünü gözden kaçırır. İçme suyuna ilişkin geçici bir duyuruda yapılacak işlem, duyurunun kapsamına ve yetkili kuruluşun açıklamasına göre belirlenir. 20. bölümde kurulan olay ve iletişim çerçevesi burada geçerlidir; acil durumdaki kullanım ayrıntıları ayrıca ele alınacaktır. Bu bölümün amacı, ısının hangi görevi üstlenebileceğini açıklamaktır. Bilinmeyen bir kirlenme için evde yapılacak işlemler dizisi üretmek değildir.

Yerinde kullanılan yöntemlerde günlük uygulanabilirlik, laboratuvar etkililiği kadar önemlidir. Gerekli enerji, işlem için ayrılan zaman, güvenli saklama kabı ve aynı işlemin her kullanımda doğru sürdürülmesi birlikte düşünülür. Bir aile veya topluluk, belirli bir yöntemi arada bir doğru uyguluyorsa düzenli korunma beklentisiyle gerçek kullanım arasında boşluk oluşabilir. WHO evde arıtmanın etkisini değerlendirirken bu süreklilik sorununu vurgular. Bu nedenle seçimin sorusu yalnız “yöntem çalışabilir mi?” değildir; “bu kullanım düzeninde doğru uygulanması nasıl sürdürülecek?” sorusu da yanıtlanır. Uygulanabilirlik, bilimsel performansın günlük yaşama taşındığı yerdir.

Birden fazla yerinde yöntem birlikte kullanılacaksa her basamağın görevi açık olmalıdır. Örneğin suyu bir sonraki işleme hazırlayan bir ön basamak, kendi başına tam dezenfeksiyon yaptığı varsayımıyla değerlendirilmez. WHO, yöntemlerin birlikte kullanılmasını hedeflenen patojen grupları ve cihazın gerçek özellikleriyle ilişkilendirir. Kullanıcı açısından iyi bir düzen, adımların sayısıyla değil uygulanma açıklığıyla güçlenir. Gereksiz karmaşıklık kullanım hatasını artırabilecek bir yük oluşturabilir; eksik bir adım ise korunma beklentisini karşılamayabilir. Bu nedenle seçenekler, hedef, kanıt ve günlük uygulama bir arada görülerek seçilir; bir sonraki bölümün karşılaştırması bu üç ilişkiyi birleştirecektir.