BÖLÜM 14 / 53
13 Doğru sorudan doğru numuneye
13.1 Analizin amacını belirlemek
Analizden beklenen cevap
Bir su analizinin hazırlığı, şişenin kapağı açılmadan önce başlar. Hangi suyu inceleyeceğimiz, onun hangi özelliğini öğrenmek istediğimiz ve elde edeceğimiz bilgiyi nerede kullanacağımız bu hazırlığın temelidir. Laboratuvara gönderilen numune, geniş bir su sisteminin küçük bir bölümüdür. Sonucun o sistem hakkında işe yarar bir bilgiye dönüşmesi, numunenin amaçla ilişkisinin kurulmasına bağlıdır. Bu nedenle analiz istemek, yalnız bir ölçüm listesi seçmek değildir; gözlem ile karar arasındaki yolu önceden düşünmektir. USGS’nin saha hazırlığı yaklaşımında çalışma amacı, örnekleme ve analiz hazırlıklarını birlikte yönlendirir.
Örneğin bir kaynağın başlangıç özelliklerini tanımak isteyen kişiyle, çalışan bir arıtma basamağının durumunu izleyen kişinin bilgi ihtiyacı farklıdır. İlki, hangi özelliklerin hangi koşullarda görüldüğünü öğrenmeye çalışır. İkincisi, sürecin kontrol altında kalıp kalmadığına zamanında cevap arar. Her iki çalışmada bazı parametreler ortak olabilir; buna rağmen numunenin yeri, ölçüm aralığı ve sonucun gerekli olduğu zaman aynı olmayabilir. Bu ayrım analiz listesinden önce yapılırsa, çok sayıda sonuç satırının içinde asıl sorunun cevapsız kalması önlenebilir.
EPA’nın 2006 tarihli sistematik planlama rehberi, araştırmanın ana sorusunu belirlerken karar verme ile bir büyüklüğü tahmin etme amaçlarını ayırır. Karar çalışmasında, verinin hangi seçenekler arasında seçim yaptıracağı açıklanır. Tahmin çalışmasında ise hangi özelliğin, hangi kapsam ve varsayımlar altında tahmin edileceği belirlenir. Aynı proje içinde birden fazla soru bulunabilir; bunların birbirleriyle ilişkisi ve önceliği baştan düşünülür. Bu yaklaşım, her analizin mutlaka bir evet ya da hayır cevabına indirgenmesini gerektirmez. Bazı incelemeler öncelikle durumu tanımlar, bazıları belirlenmiş bir işlemin uygulanıp uygulanmayacağına bilgi sağlar. Rehberin burada kullanılan katkısı, bu farklı beklentileri açıkça yazma düşüncesidir; belge belirli bir su sistemi için hazır bir örnekleme planı sunmaz.
Amaç cümlesi mümkün olduğunca somut olduğunda eksikler görünür hale gelir. “Kaynağın kalitesini öğrenmek” ifadesi başlangıç için anlaşılırdır; fakat kaynağın hangi kullanım için değerlendirildiğini ve hangi dönemin söz konusu olduğunu açıklamaz. “Yeni değerlendirilen kaynağın, planlanan kullanım bakımından önemli özelliklerini başlangıçta tanımlamak” cümlesi daha belirli bir yön verir. Bundan sonra mevcut bilgilerle hangi parametrelerin seçileceği, hangi koşulların kapsanacağı ve hangi karşılaştırmanın yapılacağı kararlaştırılabilir. WHO’nun yeni bir içme suyu kaynağı devreye alınmadan önce daha geniş bir inceleme önermesi de kaynakla ilgili ön bilgi ve risk değerlendirmesiyle bağlantılıdır.
Bir amaç cümlesinin değerini uzunluğu belirlemez. Saha ekibi onu okuduğunda hangi suya ulaşacağını, laboratuvar hangi soruya hizmet edeceğini, sonucu kullanacak kişi de hangi konuda bilgi edineceğini anlayabiliyorsa cümle işlevini yerine getirir. Bu anlaşma kurulmadan seçilen bir numune noktası, sonradan daha gelişmiş bir cihaz kullanılarak amaçla uyumlu hale getirilemez. Ölçümün teknik başarısı ile çalışmanın soruya uygunluğu ayrı değerlendirmelerdir. İyi hazırlanmış bir plan, bu ikisinin birbirinden kopmamasını sağlar; gereken veri kalitesini de başlangıçta tanımlar.
Hedef suyun sınırını çizmek
Hedef su, üzerinde konuşmak istediğimiz suyun açık tarifidir. Bir nehir, belirli bir kuyudan çekilen ham su, arıtma tesisi çıkışı veya tüketici musluğu bu tarifin farklı başlangıçları olabilir. Ancak yerin adını yazmak çoğu zaman yeterli değildir. Nehrin hangi kesimi, kuyunun hangi kullanım durumu, tesisin hangi çalışma koşulu ve dağıtım sisteminin hangi bölümü ele alınmaktadır? Hedefi daraltmak, suyun geri kalanını önemsiz saymak anlamına gelmez. Çalışmanın doğrudan gözlemlediği alanla, henüz hakkında veri üretmediği alanı birbirinden ayırır.
Hedef su tanımı zamana da uzanır. Normal işletme dönemini tanımak, belirli bir olayın etkisini araştırmak ve yıl içindeki değişimi görmek aynı kapsam değildir. Bir olay sonrasında alınmış numune o olayın değerlendirilmesi için değerli olabilir; fakat tek başına bütün yılın olağan koşullarını anlatmaz. Tersine, olağan günlerde düzenli olarak elde edilmiş sonuçlar, kısa süreli bir bozulmanın yaşandığı anı mutlaka kapsamaz. Örnekleme amacına dönem veya koşul eklemek, daha sonra sonuçların hangi soruya cevap verdiğini açıklamayı kolaylaştırır.
Aynı suyun kaynaktan kullanıcıya ilerlerken farklı noktalarda incelenmesi, bu sınırın neden önemli olduğunu gösterir. Bir bileşenin derişimi dağıtım boyunca belirgin biçimde değişmiyorsa kaynak veya arıtma çıkışındaki inceleme yararlı olabilir. Dağıtım sistemi ya da bina tesisatı bileşene katkıda bulunuyorsa tüketiciye ulaşan su için başka noktalar gerekir. WHO, kurşunu bu ikinci duruma örnek verir ve tüketici musluklarının önemini belirtir. Buradan çıkarılacak sonuç her parametrenin her muslukta aranması değildir; hedeflenen bileşenin sistem içindeki kaynağına göre yer seçilmesidir.
Bunu bütünüyle varsayımsal bir araştırma üzerinden düşünelim. Bir ekip, yeni kullanılacak bir kuyunun kimyasal özelliklerini tanımak istesin. Başka bir ekip ise aynı kuyudan beslenen yerleşimde kullanıcıların aldığı suyu değerlendirsin. İlk çalışma için kuyunun ve çekilen suyun özellikleri merkezdeyken, ikinci çalışma arıtma, depolama ve dağıtım boyunca oluşabilecek değişimleri de hesaba katmalıdır. Birinci çalışmanın raporunu ikinci sorunun eksiksiz cevabı saymak, incelenmemiş basamakları sonuçların içine katmak olur. Bu örnek herhangi bir yerleşime veya gerçek numuneye ait değildir; hedef su tarifinin kapsamı nasıl değiştirdiğini gösterir.
Şekil 32, aynı su sistemine yöneltilen iki farklı amacın planı nasıl değiştirdiğini gösterir. Tüketiciye ulaşan suyu değerlendirmek, kullanım noktasını ve ilgili koşulları öne çıkarır. Arıtmanın işletme izlemesinde ise kontrol noktasındaki değişimin uygun zamanda fark edilmesi gerekir. Her iki yolda da sonuç, seçilmiş yerin, zamanın, analitin ve yöntemin kapsamı içinde yorumlanır. Bu seçimler birlikte, hangi karara bilgi sağlanabileceğini belirler. Saha koşulları veya analiz olanakları hedeflenen kapsamı karşılamıyorsa plan gözden geçirilir; cevaplanabilen sorunun sınırı açıkça belirtilir. Cevabın sınırını bilmek, planlamanın ürünlerinden biridir.
Şekil 32 Analiz amacı ile numune planı arasındaki ilişki. Özgün kavramsal şema. Tüketiciye ulaşan suyu değerlendirmek ile arıtmanın işletme izlemesi farklı nokta ve zaman seçimleri gerektirebilir. Sonuç, seçilen su ve yöntem kapsamında yorumlanır. Şema belirli bir tesis için numune alma talimatı değildir.
Amaçtan parametre seçimine
Parametre listesi hazırlanırken, her ölçümün amaçla bağlantısı sorulabilir: Bu bilgi hangi olasılığı değerlendirecek, hangi değişimi izleyecek veya hangi karşılaştırmayı sağlayacaktır? Cevabı belirli olmayan bir parametre mutlaka gereksiz değildir; başlangıç taramasında bilgi açığını kapatabilir. Fakat böyle bir taramanın gerekçesi de yazılmalıdır. Kaynağın çevresi, önceki incelemeler ve benzer su sistemlerinden elde edilmiş bilgiler, geniş bir listenin içinden ilgili başlıkları seçmeye yardım eder. WHO’nun yeni kaynakların değerlendirilmesinde benzer kaynak verilerini ve kaynak risklerini birlikte ele alması bu nedenle önemlidir.
Bir işletme göstergesi ile sağlık açısından önemli bir bileşeni doğrudan ölçmek aynı bilgi işini yapmayabilir. İşletme izlemesinde seçilen parametrenin kontrol önleminin durumunu yansıtması ve müdahaleye zaman bırakması beklenir. Bir sonucun ayrıntılı olması, gecikmişse bu işlevi tek başına sağlamaz. WHO, bazı mikrobiyolojik incelemelerin sonuçlanma süresinin, su dağıtılmadan önceki hızlı işletme ayarları için elverişsiz olabildiğini açıklar. Bu nedenle işletme takibi ile su güvenliğinin doğrulanması birbirini tamamlayan, amaçları ve zaman ihtiyaçları ayrı faaliyetler olarak planlanır.
Ölçüm listesi yalnız laboratuvar analizlerinden de oluşmaz. Sahadaki debi, işletme durumu, yağış sonrası gözlenen değişim veya bir kontrol yapısının durumu sorunun cevabına katkı sağlayabilir. Bunlar analiz sonucunun yerine geçmez; sonucun hangi koşullarda oluştuğunu anlamaya yardım eder. Örneğin bir akarsuda bir bileşenin taşınan miktarıyla ilgileniliyorsa, derişim ölçümünün yanında ilgili akış bilgisi gerekir. USGS’nin akan sularda örnekleme noktasını seçerken eşzamanlı debi verisini dikkate alması, araştırma sorusunun ölçülecek bilgiler kümesini nasıl genişlettiğini gösterir.
Analizin hangi değişimi ayırt etmesi gerektiği de önceden konuşulur. Bir yöntemin raporlayabildiği en küçük düzey, tekrar ölçümlerin tutarlılığı ve numunenin özellikleri çalışmanın ihtiyacına uygun olmalıdır. Burada amaç en küçük sayıyı yazabilen yöntemi bulmak değildir. Sorulan soru bakımından yeterli veriyi üreten, ilgili suya uygulanabilen ve sonuçları yorumlanabilen yöntemi seçmektir. USGS çalışma planında raporlama sınırı ve kesinlik gibi analitik gereksinimleri örnekleme tasarımıyla birlikte ele alır; WHO da yeterli doğruluğun izleme programındaki amaçla tanımlanmasını ister. Yöntemlerin ayrıntısına 14. bölümde döneceğiz.
Tablo 57, sık rastlanan amaçları aynı çerçeve içinde karşılaştırır. Satırlar birbirini dışlayan kutular değildir; tek bir program bunlardan birkaçını kapsayabilir. Ancak her amacın kendi veri ihtiyacı görünür olmalıdır. Başlangıç özelliklerini tanımlamak için seçilen geniş parametre listesi, günlük işletme kararına aynı hızla hizmet etmeyebilir. Bir değişikliğin ardından yapılan doğrulama da uzun dönemli kaynak tanımasının bütün kapsamını taşımaz. Tablo, bu görevleri ayırarak aynı analize çok sayıda örtük beklenti yüklenmesini önlemeye yardımcı olur.
| İnceleme amacı | Örnek soru | Plana yansıması |
|---|---|---|
| Başlangıç özelliklerini tanımak | Bu kaynakta hangi özellikler önem taşıyor? | Ön bilgi, kaynak riskleri ve değişken koşullar birlikte değerlendirilir. |
| İşletmeyi izlemek | Kontrol önlemi beklenen biçimde çalışıyor mu? | Uygun gösterge ve zamanında müdahaleye elveren ölçüm aralığı seçilir. |
| Güvenliği doğrulamak | Sağlanan suya ilişkin güvenlik değerlendirmesi destekleniyor mu? | İlgili tehlikeler, dağıtım değişimi ve uygun noktalar hesaba katılır. |
| Belirli değişimi araştırmak | Gözlenen fark nerede ve hangi koşullarda ortaya çıkıyor? | Karşılaştırılabilir noktalar ve olayla ilişkili dönemler planlanır. |
| Düzeltmenin etkisini değerlendirmek | Uygulanan iyileştirme beklenen sonucu sağlıyor mu? | Önceki durumla anlamlı karşılaştırma ve uygun takip kapsamı kurulur. |
Özgün amaç ve plan ilişkisi. Satırlar hazır analiz paketi, zorunlu numune sayısı veya tek başına güvenlik kararı değildir.
Sonucun kullanılacağı zamanı ve kararı düşünmek
Bir sonuçtan sonra yapılacak değerlendirmenin ana hatlarını önceden belirlemek, sonucu görmeden hüküm vermek değildir. Amaç, şaşırtıcı bir sonuç geldiğinde kimin neyi inceleyeceğini ve hangi bilginin eksik kalabileceğini bilmektir. İşletme izlemesinde sınırlar ve bunlara bağlı işlemler tanımlanır; doğrulama çalışmasında sonuçların hangi güvenlik değerlendirmesine katılacağı belirlenir. Bu düzen, her sayıyı otomatik bir işlem komutuna çevirmemelidir. Ölçümün geçerliliği, örnekleme koşulları ve değerlendirme yetkisi de planın parçasıdır. Genel bir kitaptaki örnekler, belirli bir tesisin onaylanmış işletme prosedürünün yerini tutmaz.
Cevabın gerekli olduğu süre, veri toplama biçimini etkiler. Kısa sürede değişen bir kontrol basamağı için, uzun süre sonra hazır olan kapsamlı bir rapor geçmiş durumu açıklayabilir; o andaki müdahaleyi yönlendirme işlevi ise sınırlı kalabilir. Buna karşılık uzun dönemli bir kaynak değerlendirmesinde, farklı koşulları kapsayan ve karşılaştırılabilir sonuçların bir araya getirilmesi daha belirleyici olabilir. Bu iki ihtiyacı tek bir zaman takvimine sıkıştırmak yerine, aynı program içinde uygun hızda işletme verisi ve amaca uygun doğrulama verisi birlikte düzenlenebilir.
Planın yalnız beklenen sonucu değil, cevapsız kalma olasılığını da karşılaması gerekir. Numuneye ulaşılamaması, ilgili dönemin kaçırılması veya analiz verisinin amaç için yetersiz bulunması mümkündür. Böyle bir durumda raporun kapsamı daralır; eksik bilgi, olumlu ya da olumsuz bir sonuçla doldurulmaz. USGS’nin çalışma planında ara değerlendirme ve düzeltme zamanlarına yer vermesi, bu tür sorunların projenin sonunda fark edilmesini önlemeyi amaçlar. Plan, sahada karşılaşılan her engeli önceden bilemez; fakat engelin bilgi üzerindeki etkisini değerlendirecek bir yol kurabilir.
Bir karşılaştırma hedefleniyorsa, karşılaştırmanın temeli de açıklanır. Aynı noktayı farklı zamanlarda incelemek, aynı zamanda farklı noktaları incelemekten başka bir soruya yönelir. İlkinde zamanla değişen koşullar, ikincisinde konumla değişen koşullar öne çıkar. Bir iyileştirmeden önce ve sonra elde edilmiş sonuçlar değerlendirilirken, numune yerinin veya çalışma koşulunun da değişip değişmediğine bakılır. Bu koşullar aynı değilse görülen farkı yalnız iyileştirmeye bağlamak güçleşir. Bu, kaynakların amaçla uyumlu ve temsil edici tasarım ilkesinden çıkan bir yöntem sonucudur; tek başına nedensellik kanıtı değildir.
Bu yüzden “analiz temiz çıktı” gibi bütün su sistemini kapsıyor görünen ifadeler yerine, hangi incelemenin hangi soruya cevap verdiği açıkça yazılır. Belirli parametrelerin belirli numunelerde değerlendirilmiş olması, gözlenmeyen yerleri ve zamanları otomatik olarak kapsamaz. WHO’nun doğrulama yaklaşımı, testleri sistemin genel işleyişi ve güvenlik planının değerlendirilmesiyle birlikte ele alır. Analizin amacı baştan açık olduğunda sonuç cümlesi de daha doğru sınırlandırılabilir. Böylece bir rapordan yararlanırken hem sağladığı bilgi korunur hem de raporun üstlenmediği görevler ona yüklenmez.
Ön bilgi ve ortak çalışma
Önceki sonuçlar, yeni örnekleme programının önemli girdileridir. Hangi noktaların daha önce incelendiği, hangi dönemlerde değişim görüldüğü ve hangi koşulların eksik kaldığı bu kayıtlardan öğrenilebilir. Ancak eski bir sonuç, yalnız sayısı biliniyorsa sınırlı yarar sağlar. Yer, zaman, numunenin niteliği ve kullanılan yöntem bilinmeden yeni verilerle aynı dizinin parçası sayılması güçleşir. USGS saha seçimine geçmiş fiziksel, kimyasal ve biyolojik verilerin incelenmesiyle başlamayı, kayıtların sahadaki gözlemle doğrulanmasını önerir. Ön bilgi, yeni incelemenin yerini almak yerine onun daha iyi hedeflenmesini sağlar.
Harita üzerindeki bir nokta, sahada görülecek bütün koşulları anlatmaz. Numune alınacağı düşünülen yerde erişim kısıtı bulunabilir, pompa belirli saatlerde durabilir veya bakım dönemi planlanan ziyarete denk gelebilir. Bunları erkenden öğrenmek, amaca uygun noktanın son anda kolay ulaşılır başka bir noktayla değiştirilmesini önler. Yerel işletme bilgisi olan kişilerle görüşmek ve gerektiğinde ön inceleme yapmak bu nedenle bilimsel hazırlığın içindedir. Kaynakta anlatılan erişim ve izin konuları burada genel planlama gereği olarak ele alınır; farklı ülkelerin idari hükümleri birbirinin yerine kullanılmaz.
Saha ekibi, laboratuvar ve sonucu kullanacak kişi aynı soruyu farklı yönlerden görür. Saha ekibi hedef suya hangi koşullarda ulaşılabileceğini bilir; laboratuvar istenen incelemenin hangi yöntemle ve hangi numune özellikleriyle yapılabileceğini açıklar. Sonucu kullanacak kişi ise verinin hangi değerlendirmeye hizmet edeceğini belirtir. USGS, güvenilir veri üretiminde bu taraflar arasındaki sürekli iletişimi temel bir unsur olarak tanımlar. Konuşmanın numuneler toplandıktan sonra başlaması, daha erken çözülebilecek uyuşmazlıkların laboratuvar aşamasına taşınmasına yol açabilir.
Kaynaklar sınırlı olduğunda önceliklendirme kaçınılmazdır. Bunun açık biçimi, hangi soruların önce cevaplanacağını ve hangi kapsamın daha sonra ele alınacağını belirtmektir. Örtük biçimi ise geniş bir amaç yazıp yalnız kolay erişilen noktalardan veri toplamaktır; ikinci durumda sonuçların görünür kapsamı ile gerçek kapsamı ayrılır. Çalışma planının bütçe, personel, yöntem ve zaman çizelgesini bir arada ele alması bu ayrılığı azaltır. Gerektiğinde daha dar bir soruya güvenilir cevap aramak, gerçekleştirilmemiş geniş bir inceleme varmış gibi yazmaktan daha savunulabilir bir çalışmadır.
Bütçe yalnız çevresel numunelere uygulanacak analizlerin toplamı değildir. Sahaya ulaşım, hazırlık, uygun ekipman, kalite kontrol çalışmaları, veri incelemesi ve gerekli tekrar ziyaretler de programın tamamlanmasını etkiler. USGS çalışma planında çevresel numuneler ile kalite kontrol numunelerinin tür ve sayılarını birlikte düşünür. Bu aşamada her kontrolün ayrıntılı uygulamasına girmek gerekmez; fakat onun zaman ve kaynak ihtiyacı yok sayılmamalıdır. Yalnız rapora girecek sonuç sayısını artırmaya odaklanan bir bütçe, o sonuçların yorumlanabilirliğini sağlayacak çalışmalara yeterli pay bırakmayabilir.
Yazılı amaçtan uygulanabilir plana
Yazılı plan, çalışmanın hafızasını henüz sahaya çıkılmadan oluşturmaya başlar. Amaç, hedef su, seçilen noktalar, ziyaret dönemleri, ölçülecek özellikler ve kullanılacak yöntemler birbirine bağlı biçimde açıklanır. Sorumlulukların ve gözden geçirme zamanlarının belirli olması, farklı kişilerin aynı çalışmayı farklı beklentilerle yürütmesini önler. Planın yararı sayfa sayısıyla ölçülmez. Küçük bir incelemede kısa bir belge yeterli olabilir; kapsamlı bir program daha ayrıntılı düzenleme ister. Önemli olan, verinin nasıl üretileceği ile ne için kullanılacağının aynı belgede karşılık bulmasıdır.
Plan, ilk bilgilerin değişmeyeceği varsayımıyla kilitlenmez. Ön inceleme sırasında düşünülen noktaların yeterli karışımı temsil etmediği, bir dönemin daha değişken olduğu veya hedeflenen bilgi için farklı bir yaklaşım gerektiği anlaşılabilir. Bu durumda yapılan değişikliğin gerekçesi amaçla bağlantılı olarak açıklanır. Değişiklik, eski soruyu daraltıyorsa veya yeni bir soru ekliyorsa bu da görünür kalır. USGS’nin saha seçimini gözlemle doğrulaması ve çalışma sırasında planı gözden geçirme yaklaşımı, uygulamanın bilgiyi artırdıkça daha iyi düzenlenmesine olanak verir.
Bu aşamanın sonunda numune alınacak suyu birkaç bağlantılı cümleyle tarif edebilmeliyiz: hangi sorunun cevaplanacağı, hangi suyun ve dönemin temsil edilmek istendiği, hangi bilginin gerekli olduğu ve sonucun hangi değerlendirmede kullanılacağı. Bu tarif henüz örnekleme tekniğinin bütün ayrıntılarını içermez; fakat tekniğin seçileceği zemini kurar. Şişenin boyutu ya da analiz paketinin adıyla başlamayan hazırlık, daha sonraki ayrıntıları doğru yere yerleştirmeyi kolaylaştırır. Şimdi bu amacı sahaya taşıyan üç seçime, yerin, zamanın ve sıklığın belirlenmesine geçebiliriz.
13.2 Yer zaman ve sıklık seçimi
Numune noktası bir adresten fazlasıdır
Numune yerini seçmek, haritada uygun bir işaret koymaktan fazlasını gerektirir. Su hareket eder, karışır, katmanlaşır veya farklı yollardan aynı noktaya ulaşır. Bu nedenle bir noktadan alınan numunenin hangi suyu temsil edeceği, noktanın çevresindeki süreçlerle birlikte düşünülür. USGS, yüzey sularında tek bir noktanın çoğu zaman bütün su bölümünü fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri bakımından yeterince temsil etmediğini belirtir. Noktaların sayısı kadar dağılımı ve seçilme gerekçesi de sonucun kullanılabileceği kapsamı etkiler.
Yer seçimi, araştırılan özelliğin kaynağını ve izlediği yolu dikkate alır. Bir içme suyu programında ham su, arıtma çıkışı, dağıtımın farklı bölümleri ve kullanıcı noktaları aynı görevi üstlenmez. Dağıtım boyunca değişmeyen bir bileşen için uygun olan nokta, boru malzemeleriyle ilişkili bir bileşen için yeterli olmayabilir. WHO’nun yer seçimini incelenen su özelliğine bağlaması, bütün parametreler için değişmez tek bir “en iyi nokta” aranamayacağını gösterir. Kullanışlı bir nokta, önce soruya uygun olduğu için kullanışlıdır.
Bir yerin genel durumu temsil etmesi ile belirli bir etkinin araştırılması farklı seçimler doğurabilir. Akarsuyun belirli bir kesimindeki genel durumu tanımak için iyi karışmış bir kesit aranabilir. Yerel bir girişin etkisini araştıran çalışma ise o girişin çevresini özellikle inceleyebilir. Benzer biçimde, bir yapıdan kaynaklanabilecek etkiyi dışlamak isteyen planla o etkiyi araştıran plan aynı noktayı seçmez. USGS’nin yerel etkilerden kaçınma önerisini, yapının kendisinin araştırma konusu olduğu durumdan ayırması bu farklılığı açıklar. Temsil edicilik, amaçtan bağımsız bir yer özelliği değildir.
Suyun enini, derinliğini ve akışını hesaba katmak
Bir akarsuda kıyıya yakın su ile kesitin ortasındaki suyun aynı özellikleri taşıdığı varsayılamaz. Yan kollar, yüzey akışı, yerel girişler ve karışmanın tamamlanma durumu dağılımı etkileyebilir. Bu nedenle örnekleme öncesindeki saha değerlendirmesi, yalnız suyun kolay alınabileceği yeri değil, kesitin özelliklerini de inceler. Amaç taşınan madde miktarını değerlendirmekse akış bilgisi ayrıca önem kazanır. Burada belirli bir akarsu için tek bir toplama tekniği önerilmiyor; tekniğin, kesitteki değişkenlik ve araştırma amacı görüldükten sonra seçilmesi gerektiği açıklanıyor.
Sıcaklık, iletkenlik veya bulanıklık gibi saha ölçümlerinin kesit boyunca incelenmesi, nokta seçimine yardımcı olabilir. Ancak bu ölçümlerin birbirine yakın çıkması, araştırılan bütün kimyasal bileşenlerin de eşit dağıldığını kanıtlamaz. USGS bu sınırı özellikle belirtir: fiziksel ölçüm profili yararlı bir rehberdir, fakat hedef bileşen bakımından homojenlik varsayımı ayrıca sınanmalıdır. Bir ön ölçümün yararı, hangi durumda daha ayrıntılı inceleme gerektiğini göstermesidir. Ön bilgiyi kesin eşitlik kanıtına çevirmek, örnekleme tasarımının dayandığı varsayımı görünmez hale getirir.
Durgun veya yavaş hareket eden sularda derinlik ayrı bir boyut ekler. Yüzeydeki koşullar, daha derindeki suyun özelliklerini bütünüyle anlatmayabilir. USGS göl ve rezervuar gibi sistemlerde yatay ve düşey dağılımın saha ölçümleriyle değerlendirilmesini, noktaların çalışma amacına göre seçilmesini önerir. Katmanların yeri zamanla değişebildiğinden, başlangıçta uygun görülen derinliğin bütün program boyunca aynı su koşulunu temsil ettiği varsayılmaz. Bu konu önceki bölümlerdeki katmanlaşma açıklamasının örneklemeye yansımasıdır: derinlik, numune etiketinde sonradan eklenen ayrıntı değil, tasarımın baştan belirlenen parçasıdır.
Yeraltı suyunda da yalnız kuyu ağzının konumu yeterli bilgi değildir. Kuyunun hangi derinliklerden veya jeolojik birimlerden su aldığı, yapısı ve işletme durumu araştırmanın hedefiyle ilişkili olmalıdır. Mevcut bir kuyuyu kullanmak erişim ve maliyet açısından kolaylık sağlayabilir; fakat bu kolaylık kuyunun her soruya uygun olduğunu göstermez. USGS, mevcut kuyuların koşullarının ve izlenen suyla ilişkisinin değerlendirilmesini ister. Belirli bir yeraltı suyu bölümünü araştırırken, o bölümü temsil ettiği gösterilmemiş bir kuyunun sonucu geniş alanın ortak özelliği olarak sunulmamalıdır.
Saha koşulları bazen düşünülen ideal noktaya ulaşmayı engeller. Akış, derinlik, erişim veya güvenlik koşulları değişebilir. Böyle bir durumda yalnız numunenin alınmış olmasına odaklanmak yerine, seçilen alternatifin araştırma sorusuna etkisi değerlendirilir. Noktanın değiştirilmesi kimi çalışmada kabul edilebilir bir uyarlama olabilir, kimi çalışmada ise karşılaştırmayı daraltır. USGS bu nedenle yerel koşulların veri üzerindeki etkisinin örnekleme başlamadan düşünülmesini vurgular. Uygulanabilirlik, temsil edicilik ve çalışan güvenliği birlikte ele alınır; planın bilimsel amacı güvenli olmayan saha davranışını gerektiren bir talimat oluşturmaz.
Sabit noktalar ve alanın kapsanması
Aynı noktaya düzenli olarak dönmek, o yerde zaman içindeki değişimi izlemeyi kolaylaştırır. Farklı yerlere dağılmış noktalar ise alan içindeki farklılıkları görmeye yardım eder. Bu iki yarar birbirinin yerine geçmez. Tek bir noktadaki yoğun ölçüm dizisi çok ayrıntılı olabilir; fakat gözlenmeyen başka bir bölgeyi kendiliğinden temsil etmez. Buna karşılık çok sayıda noktanın bir kez incelenmesi, her noktadaki zaman değişimini ortaya koymaz. Yer ve zaman dağılımının birlikte planlanması gereği, USGS’nin temsil edici tasarım yaklaşımıyla WHO’nun dağıtım sistemine yayılmış örnekleme yaklaşımının ortak sonucudur.
Dağıtım sistemi gibi geniş alanlarda, noktaların yalnız kolay ulaşılabilir yerlerden seçilmesi bazı bölgeleri sürekli dışarıda bırakabilir. WHO, mikrobiyolojik doğrulamada yer ve zaman çeşitliliğine dikkat çeker; dağıtım sistemlerinde katmanlı rastgele örneklemenin yararlı olduğunu belirtir. Buradaki katman, suyun düşey katmanından farklı bir planlama terimidir: alanın ilgili özelliklerine göre gruplara ayrılması ve seçimlerin bu gruplar içinde rastgele yapılması anlamına gelir. Uygulamadaki gruplar ve seçim biçimi, sistemin yapısına göre uzmanlıkla belirlenir. Terimin kullanılması tek başına yeterli kapsama veya belirli bir güven düzeyine ulaşıldığını göstermez.
Özellikle riskli olduğu düşünülen bir yeri hedefleyerek incelemek de değerlidir. Böyle bir seçim, bozulma olasılığının daha yüksek olduğu koşulları araştırır. Ancak amaçlı seçilmiş bu noktaların sonuçlarını, alanın tamamından aynı yöntemle seçilmiş noktalar gibi değerlendirmek uygun olmayabilir. İki veri grubu farklı sorulara cevap verir. Bu, WHO’nun yaygın doğrulama ile yüksek kirlenme olasılığı bulunan yer ve zamanlara özel dikkat göstermesini birlikte okuduğumuzda ortaya çıkan yöntemsel ayrımdır. Sonuçlar bir araya getirilecekse, her numunenin niçin seçildiğinin bilinmesi gerekir.
Takvim ile suyun zamanı her zaman örtüşmez
Numune zamanını belirlerken takvimin düzeni ile suyun değişme düzeni birlikte düşünülür. Mevsimsel akış değişimi, kaynak koşulları veya işletmenin farklı dönemleri aynı su noktasında farklı durumlar oluşturabilir. USGS, saha seçimi sırasında mevsimsel yüksek ve düşük akışın ve erişim koşullarının değerlendirilmesini ister. WHO da kaynak izleme sıklığını mevsim, parametrenin kararlılığı ve güvenlik değerlendirmesi gibi etkenlere bağlar. Her ay aynı tarihte numune almak düzenli bir takvim sağlar; o takvimin önemli koşulları kapsayıp kapsamadığı ayrıca değerlendirilir.
Günün saati de araştırma sorusunun bir parçası olabilir. İşletmenin çalışma düzeni, pompanın devrede olduğu dönemler veya planlı bakım, numuneye ulaşılmasını ve gözlenen suyu etkileyebilir. Bu nedenle saat seçimi yalnız ekibin ulaşım kolaylığına bırakılmaz. Her ziyaret aynı işletme durumuna denk geliyorsa, elde edilen dizi öncelikle o duruma ilişkin bilgi verir. Farklı durumların karşılaştırılması amaçlanıyorsa bunların planda yer alması gerekir. USGS’nin saha hazırlığında pompa duruşlarını, bakım zamanlarını ve yerel işletme bilgisini önceden değerlendirmesi, bu zaman bağının pratik önemini gösterir.
Karşılaştırılacak numunelerin zaman ilişkisi de soruya göre kurulmalıdır. Aynı anda iki noktadan alınan su, sistem içinde mutlaka aynı su kütlesinin farklı aşamalarını temsil etmez. Akış yolu ve bekleme koşulları bu ilişkiyi etkiler. Bu nedenle bir giriş ve çıkış farkı yorumlanırken, yalnız saatlerin aynı olmasıyla yetinilmez; işletme koşullarının ve karşılaştırmanın amacıyla ilgili zaman bağının uygunluğu düşünülür. Bu açıklama, saha özelliklerini ve çalışma amacını birlikte değerlendirme ilkesinden çıkan yöntemsel bir çıkarımdır. Burada bilinmeyen bir tesis için bekleme süresi hesaplanmıyor.
Olağandışı bir olay, önceden hazırlanmış takvime ek bir inceleme gerektirebilir. WHO taşkın, kesinti, onarım veya başka acil durumlarda doğrulama örneklemesinin artırılmasını ele alır. Bunun anlamı, her olay için aynı sayıda şişe veya aynı saat aralığının kullanılması değildir. Olayın yeri, etkileyebileceği su, ilgili tehlike ve yapılacak değerlendirme örnekleme düzenini yönlendirir. Rutin programın varlığı, olayla ilişkili soruyu gereksiz kılmaz; olay sırasında elde edilen veriler de rutin programın bütün işlevlerini üstlenmez.
Olay sırasında gözlenen en belirgin değişimden sonra alınan numune, daha önceki en yüksek düzeyi yakalamamış olabilir. Bu olasılık, her gecikmiş numunenin yararsız olduğu anlamına gelmez; sonuç, alındığı zamanın koşullarına bağlanır. Olayı izleyen bir programın başlangıcı, devamı ve toparlanma dönemi araştırma amacına göre düzenlenebilir. Buradaki zaman dizisi, WHO’nun olaylara göre örneklemeyi uyarlama ve değişkenliği hesaba katma yaklaşımının öğretici bir açılımıdır. Ölçülmeyen bir tepe değeri varsayımla doldurulmaz; gözlenmeyen dönem açıkça değerlendirme sınırı olarak kalır.
Sıklık, toplam süre ve numune sayısı
Örnekleme sıklığı, ziyaretler arasındaki aralığı; programın süresi ise hangi uzunlukta bir dönemin gözlendiğini anlatır. Bunlar aynı özellik değildir. Kısa bir dönemde sık örnekleme yapmak, o dönemin ayrıntısını artırabilir; farklı mevsimlerin kapsanmasını sağlamaz. Daha uzun bir program da aralardaki kısa olayları mutlaka yakalayamaz. Bu nedenle kaç numune alınacağı sorusuna geçmeden önce, hangi değişimin hangi zaman ölçeğinde araştırıldığı düşünülür. WHO’nun sıklığı kirleticinin değişkenliği ve izleme amacıyla ilişkilendirmesi, toplam sayının tek başına yeterlilik ölçütü olmadığını gösterir.
Bazı kimyasal bileşenler belirli bir kaynakta görece yavaş değişebilir; başka bir kaynakta veya başka bir bileşende değişim daha belirgin olabilir. WHO, kararlı yeraltı suyu kaynaklarındaki kimi doğal bileşenlerle değişken yüzey suyu koşullarını bu açıdan ayırır. Bu ayrım, bütün kimyasal analizlerin seyrek yapılabileceği biçiminde genellenmemelidir. Değişkenlik, bileşenin kaynağı ve önem taşıdığı koşullar birlikte değerlendirilir. Bir parametrenin önceki dönemde kararlı görünmesi yararlı ön bilgidir; yeni bir kaynak veya işletme değişikliğini görmezden gelmenin gerekçesi değildir.
Mikrobiyolojik doğrulamada da numune sıklığı yalnız laboratuvarın iş takviminden türetilmez. WHO, dışkısal kirlenmenin su sistemi içinde ve zamanla eşit dağılmayabileceğini, az sayıdaki uygun sonucun kirlenme bulunmadığını tek başına kanıtlamayacağını açıklar. Dağıtım boyunca farklı noktaların ve ilgili zamanların kapsanması bu nedenle önemlidir. Bu bölümdeki amaç bir sisteme hazır asgari sayı vermek değildir. Sıklığın, sistemin büyüklüğü ve değişkenliğiyle, ilgili risklerle ve yürürlükteki program gerekleriyle birlikte belirlenmesi gerektiğini göstermektir; numune sayısı bir güvenlik garantisi olarak kullanılmaz.
16 numaralı örnek hesap, aynı toplam numune sayısını farklı yer ve ziyaret düzenlerine dağıtır. Gerçek programın yeterliliği bu çarpımdan değil, sistemin özellikleri ve araştırılan değişkenlikten değerlendirilir.
Örnek hesap 16 — Aynı sayıda numune, farklı gözlem kapsamı
Bütünüyle varsayımsal plan karşılaştırması; önerilen örnekleme sayısı değildir.
Plan A: 4 sabit nokta, her noktada 12 ayrı ziyaret.
Plan B: 12 sabit nokta, her noktada 4 ayrı ziyaret.
Her ziyarette her noktadan bir çevresel numune alındığı ve planlanan ziyaretlerin tamamlandığı varsayılıyor. Kalite kontrol numuneleri bu basit sayıya katılmıyor. Nokta başına ziyaretlerin zaman aralıkları ve bütün programın süresi burada verilmediğinden saatlik, aylık veya yıllık bir sıklık çıkarılamaz.
Plan A’nın çevresel numune sayısı:
Plan B’nin çevresel numune sayısı:
Plan A, seçilmiş daha az noktaya daha çok dönüş içerir. Plan B, daha çok noktaya daha az dönüş içerir. Toplamlar eşittir; yer ve zaman hakkında sağladıkları bilgi aynı değildir.
Bu eşitlik iki planın eşit maliyetli, yeterli veya aynı güven düzeyinde olduğunu göstermez. Kalite kontrol gereksinimleri ayrıca planlanır.
Planlama ilkelerinin dayanağı:. Girdiler ve aritmetik özgündür.
Örnekteki sayıyı artırmanın da tek bir yolu yoktur. Daha çok nokta eklemek, var olan noktalara daha sık dönmek veya gözlem dönemini uzatmak farklı boşlukları doldurur. Hangi boşluğun önemli olduğu amaç cümlesine dönülerek anlaşılır. Kısa bir olayın süresini araştırıyorsak yalnız yeni yerler eklemek yeterli olmayabilir; alan içindeki farklılıkları araştırıyorsak tek yerdeki ziyaretleri çoğaltmak soruyu karşılamayabilir. Bu karşılaştırma bir en uygun tasarım hesabı değildir. Numune sayısının nerede ve ne zaman bilgi üreteceğini açıklayan bir planlama kontrolüdür.
Kalite kontrol için yapılan tekrarlar, yer ve zaman kapsamını artıran yeni çevresel gözlemlerle aynı sayılmaz. Aynı örnekleme işleminin veya analiz basamağının tekrar edilmesi, belirli değişkenlikleri değerlendirmeye yarar. USGS kalite kontrol planında bu tekrarları çevresel numune düzeniyle ilişkili fakat ayrı amaçlı ele alır. Bu nedenle bir listede çok sayıda sonuç bulunması, aynı sayıda bağımsız yer ve dönemin incelendiğini göstermez. 16 numaralı örnek hesabın toplamına kalite kontrol numunelerini katmama nedeni de budur; onların gerekliliği azaltılmıyor, sayının neyi anlattığı açık tutuluyor.
Tablo 58, planda güçlendirilmek istenen bilgi boyutunu görünür kılar. Sütunlar aynı soruya farklı açılardan bakar: hangi değişimi arıyoruz, bunun için nasıl bir yer ve zaman düzeni düşünmeliyiz, bu seçimin hangi sınırı var? Tablo herhangi bir sistem için yeterli örnekleme planı oluşturmaz. Nokta, ziyaret aralığı ve toplam süre belirlendikten sonra bunların birlikte amacı karşılayıp karşılamadığı ayrıca değerlendirilir. Bir boyutun güçlendirilmesi, diğer bütün boyutların da kendiliğinden güçlendiği anlamına gelmez.
| Aranan bilgi | Planlama yönü | Açık kalan sınır |
|---|---|---|
| Alan içindeki farklar | Amaca uygun farklı bölümleri kapsayan noktalar. | Tek ziyaret, dönemler arasındaki değişimi göstermez. |
| Bir noktadaki zaman değişimi | Aynı noktaya amaçla uyumlu aralıklarla dönüş. | Yoğun zaman dizisi gözlenmeyen alanı kapsamaz. |
| Kısa süreli olayın gelişimi | Olayın koşullarına göre zamanlanmış gözlemler. | Ölçüm araları gözlenmeyen değişimler içerebilir. |
| Mevsim veya işletme durumlarının farkı | İlgili dönem ve durumların planlı biçimde kapsanması. | Takvim düzeni tek başına koşulların eşdeğerliğini göstermez. |
| Genel durum ile özel riskli koşul | Rutin ve hedefli seçimin amaçlarının açık tutulması. | Farklı seçimlerden gelen sonuçlar gerekçesiz aynı ağırlıkla birleştirilmez. |
Özgün yöntemsel karşılaştırma; hazır sıklık, numune sayısı veya istatistiksel yeterlilik kuralı içermez.
Programı geliştirirken karşılaştırmayı korumak
İlk gözlemler, planın güçlü ve eksik yanlarını ortaya çıkarabilir. Bazı noktaların beklenenden daha değişken olduğu veya bir olayın düzenli ziyaretlerin arasına düştüğü görülebilir. Böyle bir bilgi, programın uyarlanması için gerekçe sağlar. Ancak değişen nokta ve zaman düzeni, sonraki sonuçların önceki sonuçlarla nasıl karşılaştırılacağını da etkiler. USGS çalışma ve veri yönetimi planlarının proje boyunca gözden geçirilmesini öngörür. Uyarlama yapıldığında eski düzen silinmez; hangi sorunun daha iyi karşılanacağı ve karşılaştırmada hangi sınırın doğduğu açıklanır.
Olaylardan sonra numune sayısını artırmak, olayları daha ayrıntılı anlamaya yardım eder. Fakat bu sonuçları olağan dönemlerdeki sonuçlarla yalnız yan yana koyup tek bir ortalama almak, olay dönemine başlangıçtaki plandan farklı bir ağırlık verebilir. Bu, sayısal bir hata yapılmasa da sorulan sorunun değişebileceği bir durumdur. Buradaki uyarı, düzenli ve olayla tetiklenen örneklemenin farklı seçilme gerekçelerinden çıkar. Uzun dönemli bir özet hazırlanırken verinin nasıl seçildiği hesaba katılır; olay araştırmasının ayrıntısı, bütün dönemin aynı biçimde gözlendiği izlenimini oluşturmaz.
Numune alınamayan bir ziyaret de değerlendirmeye etki eder. Özellikle ulaşımın zorlaştığı dönemler sistemin değiştiği dönemlerle örtüşüyorsa, eksik kalan gözlemler sıradan bir takvim boşluğu olarak görülmemelidir. USGS, mevsimsel ve aşırı akış koşullarında erişimi önceden değerlendirmeyi ve yerel koşulların veri üzerindeki etkisini düşünmeyi önerir. Bu ilkeden çıkan sonuç, eksik dönemin ölçülmüş gibi ele alınmamasıdır. Sonradan yapılan ziyaret yararlı olabilir; ancak geçmişte kaçırılmış anın numunesine dönüşmez. Geriye dönük yorum, eldeki gözlem ve belirsizliğin sınırları içinde kalır.
Yer, zaman ve sıklık seçimi tamamlandığında elimizde yalnız bir ziyaret takvimi bulunmaz. Her noktanın neden seçildiğini, hangi koşulun gözleneceğini ve gözlemler arasında hangi karşılaştırmanın yapılacağını açıklayan bir tasarım oluşur. Bu tasarım, uygulama sırasında edinilen bilgiyle geliştirilebilir; fakat temel soruyla bağı korunur. Sonraki aşama, seçilen suyun numune kabına nasıl alınacağı, nasıl korunacağı ve nasıl ulaştırılacağıdır. İyi seçilmiş bir noktadan alınan suyun analiz aşamasına kadar ilgili özelliklerini koruması, amaçla başlayan bu zincirin devamını oluşturur.
13.3 Numune kabı koruma ve taşıma
Şişeye alınan suyun yolculuğu
Numune alınacak yer ve zaman belirlendiğinde, laboratuvara giden suyun neyi temsil etmesinin istendiği büyük ölçüde açıklığa kavuşur. Bundan sonraki görev, bu ilişkinin yol boyunca korunmasıdır. Suyun bir kaba alınması, içindeki süreçleri durdurmaz. Bileşenler kabın yüzeyine tutunabilir, çökelebilir, havaya geçebilir veya kimyasal ve biyolojik dönüşümlere uğrayabilir. Bu yüzden numune kabı, koruma işlemi ve taşıma düzeni, analizden önce yapılan sıradan hazırlıklar sayılmaz; hangi durumun ölçülebileceğini etkileyen seçimlerdir.
Korumanın hedefi, suyu bütün özellikleriyle değişmez hâle getirmek değildir. Belirli bir analiz için önem taşıyan özelliği, yöntemin kabul ettiği süre ve koşullar içinde yeterince korumaktır. Aynı sudan farklı analizler için ayrı kaplar alınmasının temel gerekçesi burada bulunur. Bir bileşeni koruyan işlem başka bir ölçümü etkileyebilir. WHO da kimyasal doğrulama planında numunenin bozulma olasılığını ve hedef kirleticinin kararlılığını, uygun analiz olanağıyla birlikte değerlendirilmesi gereken konular arasında sayar.
Kabın malzemesi kadar hazırlanma biçimi de önemlidir
Cam veya plastik seçimi, kabın sağlam görünmesine ya da kolay bulunmasına göre yapılmaz. Ölçülecek madde, numunenin işlenme biçimi ve laboratuvarın uygulayacağı yöntem bu seçimi yönlendirir. USGS saha elkitabında organik ve inorganik analizlere ayrılan kaplar için farklı hazırlıklar tarif edilmesi, tek bir “su şişesi” kategorisinin yetersizliğini gösterir. Üstelik uygun malzemeden üretilmiş bir kap bile yanlış hazırlanmış, açık bırakılmış veya başka amaçla kullanılmışsa beklenen numune koşulunu sağlayamayabilir.
Bu noktada temizlik, gözle kir görülmemesinden daha dar ve teknik bir anlam taşır. Bir kap gündelik kullanıma uygun biçimde yıkanmış olabilir; fakat aranan maddenin düşük düzeylerde ölçümü için yeterince temiz olmayabilir. Analiz amacıyla hazırlanmış kabın kapalı tutulması ve iç yüzeylerinin gereksiz temaslardan korunması, bu hazırlığın sahaya kadar sürmesini sağlar. Kapağı yalnız kabın ağzını örten bir parça saymak da eksiktir; kapalı numunenin bütünlüğü, kabın ve kapağın birlikte korunmasına bağlıdır.
Suyun son kaba ulaşmadan önce temas ettiği düzenek de bu seçimin içindedir. Pompa, hortum veya numuneyi alt parçalara ayıran bir araç kullanılıyorsa, yalnız son şişenin uygun olması yeterli olmayabilir. USGS, bazı plastik bölme ekipmanlarının organik bileşiklerin derişimlerini etkileyebileceğini açıklar. Bu örnek, kap malzemesi seçiminin bütün temas yoluna yayılması gerektiğini gösterir. Numunenin nasıl toplandığı ile hangi şişeye konulduğu birlikte düşünülür; yolun önceki bölümünde oluşmuş bir etki, son aşamada uygun kap kullanılmasıyla kendiliğinden silinmez.
Saha hazırlığı sırasında şişeleri yalnız büyüklük veya renklerine göre ayırmak yerine hangi analiz grubuna ait olduklarını belirlemek gerekir. Benzer görünen iki kap farklı ön işlemlerden geçmiş olabilir. Birinde koruyucu bulunurken diğerinde bulunmayabilir; aynı hacimdeki kaplar farklı numune tanımları için hazırlanmış olabilir. Bu farkların ancak numune doldurulduktan sonra anlaşılması, doğru suyun yanlış kaba alınmasına yol açabilecek bir karışıklıktır. Laboratuvarın kap listesiyle analiz isteğinin önceden eşleştirilmesi bu belirsizliği azaltır.
Laboratuvarla kurulacak anlaşma
Laboratuvarla görüşme, “kaç şişe gerekiyor?” sorusundan daha geniş olmalıdır. İstenen analizlerin hangi yöntemle yapılacağı, suyun niteliği, kapların hazırlanmış olarak verilip verilmeyeceği, gerekli hacim, uygulanacak koruma ve numunenin kabul koşulları birlikte açıklığa kavuşturulur. Saha ekibi bu bilgiyi kendisi için yazılı bir çalışma düzenine dönüştürür. Numune götürüldüğünde uygun kabın bulunmadığını öğrenmek, yalnız bir teslim gecikmesi yaratmaz; önceki gün veya olayın yeniden örneklenememesi nedeniyle bilgi kaybına da dönüşebilir.
Burada yöntemin adı kadar hangi program kapsamında kullanıldığı da önem taşır. USGS elkitabı, kendi rutin çalışmalarındaki gerekliliklerin başka kurumların belirli izleme programlarıyla aynı olmayabileceğini açıkça belirtir. Dolayısıyla daha önce başka bir su için kullanılan şişe ve koruyucu düzeni, yeni analiz isteğine kendiliğinden taşınmaz. İçme suyu, kaynak suyu veya belirgin biçimde kirlenmiş bir numune için laboratuvarın çalışma ve kabul koşulları farklılaşabilir. Genel bir elkitabı, bu eşleştirmenin neden gerekli olduğunu açıklar; güncel analiz talimatının yerini tutmaz.
Hazır numune seti verilmesi, sahadaki bütün kararların ortadan kalktığı anlamına gelmez. Setin doğru çalışma için hazırlanmış olması, her kabın tanımının okunabilmesi ve eksik ya da hasarlı parçasının bulunmaması gerekir. Planlanan analiz değiştiğinde kap gereksinimi yeniden değerlendirilir. Aynı sete sonradan yeni bir analiz adı eklemek, mevcut numunenin o analiz için uygun olduğu sonucunu doğurmaz. Uygunluğu belirleyen, listede yazan sözcükle birlikte suyun hangi kapta ve hangi işlemlerden sonra saklandığıdır.
Durulama da bir numune işlemidir
Numune şişesini suyla çalkalama alışkanlığı, her analiz için geçerli bir temizlik kuralına dönüştürülemez. Bazı kaplar belirli ön işlemlerden geçirilerek hazırlanır; bazıları koruyucu içerir. USGS’nin organik bileşik numunelerine ilişkin açıklamalarında, bu amaçla hazırlanmış şişelerin sahada numuneyle durulanmaması özellikle belirtilir. Buradan çıkarılacak genel ders, bütün şişelere aynı hareketi uygulamak yerine kabın hazırlık durumunu ve seçilen yöntemi bilmektir. Uygun bir hazırlığı yerinde yapılan gelişigüzel bir işlemle bozmak mümkündür.
Durulamanın gerekip gerekmediği belirsizse, bu belirsizlik su doldurulmadan önce laboratuvarın talimatıyla giderilir. Şişede görülen az miktardaki sıvıyı kalıntı sanıp boşaltmak veya kabın içini daha temiz olsun diye yeniden yıkamak, hazırlanmış numune düzenini değiştirebilir. Koruyucunun varlığı ve işlevi şişenin görünüşünden güvenilir biçimde anlaşılmaz. Özellikle farklı analiz kaplarının bir arada bulunduğu çalışmalarda, kabın içeriği ve uygulanacak işlem etikete ve hazırlık kaydına dayanmalıdır; görünüşe veya hatırlamaya bırakılmamalıdır.
Kap açıkken çevrede yapılan işler de önem kazanır. Toz, egzoz, çözücü kullanılan bir çalışma alanı veya numuneyle temas eden kirlenmiş ekipman, suya dışarıdan madde taşıyabilir. Eldiven kullanılması tek başına bütün bu olasılıkları ortadan kaldırmaz; eldivenle hangi yüzeylere dokunulduğu da çalışma düzeninin parçasıdır. Temiz hazırlanmış kabı mümkün olduğunca kapalı tutmak ve numuneyle temas eden yüzeyleri korumak, başlangıçta var olmayan bileşenlerin sonradan örneğe eklenmesini azaltmaya yöneliktir.
Koruyucu işlem hangi değişimi sınırlıyor
Bir numuneye uygulanan koruma işlemini anlamak için önce önlenmek istenen değişimi sormak yararlıdır. Amaç bir maddenin çökmesini, yüzeye tutunmasını, uçmasını ya da biyolojik olarak dönüşmesini sınırlamak olabilir. Bu süreçlerin hepsi aynı işlemle kontrol edilemez. Soğutma, kimyasal koruma veya yöntemin öngördüğü ayırma işlemleri bu nedenle farklı görevler üstlenir. Koruma işleminin adı kaydedilse bile ne için yapıldığı unutulursa, aynı işlemin başka bir analize de uygun olduğu yönünde yanlış bir genelleme kurulabilir.
Soğutma, numuneyi sınırsız süre saklanabilir hâle getirmez. Elkitabındaki koruma yaklaşımı, değişimlerin ancak belirli bir süre için sınırlandırılabildiğini açıkça belirtir. Kabul edilen sıcaklık koşulu ile analize başlanabilecek son süre bu yüzden birlikte değerlendirilir. İstenen sıcaklığa ulaşmış olmak, izin verilen bekleme süresinin aşılmasını kendiliğinden telafi etmez. Benzer biçimde hızlı ulaştırılan bir numune, yolda uygun olmayan koşullara maruz kalmışsa yalnız kısa teslim süresiyle eksiksiz korunmuş sayılmaz.
Daha soğuk tutmanın her zaman daha iyi koruma sağlayacağı da varsayılmamalıdır. Numuneye ve yönteme uygun soğutma ile numuneyi dondurmak aynı işlem değildir. USGS’nin taşıma açıklamaları, soğutulması gereken örneklerde donmayı önleyen bir düzen kurulmasını ister. Bu ayrım, taşıma kabını yalnız bol miktarda soğutucu eklenen bir kutu olarak düşünmemeyi gerektirir. Gereken koşul, numunenin niteliği, taşıma süresi ve kullanılan ambalaj birlikte değerlendirilerek laboratuvarın belirlediği biçimde sağlanır.
Kimyasal korumada ise eklenen maddenin kimliği, niteliği ve hangi numuneye ait olduğu belirleyicidir. Bir analiz için uygun koruyucu, başka bir analiz bakımından kirletici olabilir. Bu yüzden koruyucu ekleme işi, bütün şişeler doldurulduktan sonra benzer bir işlem yapılarak geçiştirilemez. USGS, koruyucuların kendilerinin de istenmeyen bileşenler taşıyabileceğini ve uygun saflıkla seçilmesi gerektiğini vurgular. Laboratuvar tarafından hazırlanmış kap kullanılması, bu gerekliliklerin nerede ve nasıl karşılandığının bilinmesini kolaylaştırır.
Koruyucunun uygunluğuna ilişkin bilgi, yalnız ambalajındaki madde adından ibaret değildir. USGS, kullanılan koruyucunun kalite bilgileri ve analiz belgesinin çalışma kayıtlarında tutulmasını da ister. Bunun amacı, beklenmeyen bir sonuçla karşılaşıldığında suyun yanı sıra hazırlama sırasında kullanılan malzemelerin de değerlendirilebilmesidir. Koruyucunun kaynağı ve hangi numunelerde kullanıldığı bilinmezse, olası bir katkının nereden geldiğini araştırmak güçleşir. Bu kayıtlar cihazın çalışma ayrıntısından önce, numuneye ne eklendiğini açıklayan temel bilgiyi korur.
Asit veya başka tehlikeli koruyucularla çalışma, gündelik numune toplama alışkanlıklarıyla yürütülecek bir işlem değildir. Uygun eğitim, yazılı yöntem, güvenlik bilgi formu, koruyucu donanım ve çalışma koşulları gerekir. Koruyucunun türü ve uygulanacak işlem, hedef analit ve numune için laboratuvarın yöntem protokolüne göre önceden belirlenir; saha ekibinin yetkinliği, gerekli donanım ve uygulama sorumluluğu da bu hazırlığın parçasıdır. Uygulama yetkin personel ve laboratuvarla düzenlenir; sahadaki belirsizlik, rastgele madde ekleyerek giderilmez.
Hava boşluğu ışık ve ölçüm zamanı
Şişenin ağzına kadar doldurulması da bütün analizlere uygulanacak bir kural değildir. Uçucu organik bileşiklerin incelendiği bazı numunelerde hava boşluğu ve havalandırma, yöntemin özellikle kontrol ettiği konulardır. Buna karşılık aynı elkitabında başka organik analizler için farklı doldurma düzenleri bulunur. Bu karşılaştırma, “kimyasal numune” adının tek başına doğru dolum biçimini belirlemediğini gösterir. Doldurma miktarı, kapak düzeni ve gerekiyorsa ışığa karşı koruma, hedef analizle birlikte öğrenilmelidir.
Kabın sonradan açılması, bir başka kaba aktarılması veya yolculuk sırasında yeniden düzenlenmesi de başlangıç koşulunu değiştirebilir. Özellikle gaz kaybının önem taşıdığı analizlerde, suyun görünüşü aynı kalsa bile numunenin davranışı aynı kalmayabilir. Saha ekibinin bütün şişelere bakmak için kapaklarını yeniden açması ya da eksik göründüğü için başka şişeden tamamlaması bu nedenle tarafsız bir düzeltme değildir. Bir sapma fark edildiğinde uygun işlem, ilgili yöntemin sorumlusuyla birlikte belirlenir.
Bütün ölçümlerin taşınan şişeye bırakılması da doğru değildir. WHO, taşıma ve saklama sırasında hızla değişebilen bulanıklık ve klor kalıntısı için yerinde ölçümün önemini özellikle belirtir. Önceki bölümlerde bu değişimlerin sonuç yorumunu nasıl etkilediğini gördük. Numune planına yansıması şudur: sahada ölçülmesi gereken özellikler için ekipman, personel ve kayıt düzeni önceden hazırlanır. Laboratuvara su götürmek, alınış anındaki bütün özelliklerin daha sonra aynı biçimde ölçülebileceğini garanti etmez.
Yerinde ölçümle laboratuvar numunesinin korunması, birbirini tamamlayan iki farklı iştir. Örneğin dezenfektan kalıntısı yerinde belirlenirken mikrobiyolojik analiz için ayrı bir kapta, yöntemin gerektirdiği işlem uygulanabilir. Bu iki sonuç aynı olayın farklı yönlerini açıklar. İşlem görmüş numunede sonradan yapılan bir ölçümü, suyun kaynağındaki ilk durumuymuş gibi sunmak ise bu bağı koparabilir. Hangi sonucun yerinde elde edildiğinin, hangi numunenin hangi korumayla gönderildiğinin açık kalması gerekir.
| Konu | Numune bütünlüğü açısından soru | Laboratuvarla netleştirilecek bilgi |
|---|---|---|
| Kap ve kapak | Hedef bileşen için uygun malzeme ve hazırlık sağlandı mı? | Kap türü, hazırlanma durumu, hacim ve kapatma düzeni. |
| Durulama ve ön işlem | Hazırlanmış koşul sahada değiştiriliyor mu? | Durulama gerekliliği veya yasağı; önceden eklenmiş koruyucu. |
| Sıcaklık ve süre | Taşıma boyunca istenen koşul ve süre korunabiliyor mu? | Yönteme özgü sıcaklık, donmanın önlenmesi ve süre hesabı. |
| Hava ve ışık | Hedef madde bu temaslardan etkileniyor mu? | Dolum ve hava boşluğu; gerekiyorsa ışığa karşı koruma. |
| Yerinde ölçüm | Bekleme ölçülecek özelliği değiştiriyor mu? | Sahada yapılacak ölçümler ve laboratuvara ayrılacak numuneler. |
| Paket ve teslim | Numune sağlam kalıp zamanında işleme alınacak mı? | Ambalaj, taşıyıcı, kabul saatleri ve sapma bildirimi. |
Tablo bir saklama reçetesi değildir. Sıcaklık, hacim, koruyucu ve süre için bütün sulara uygulanacak ortak değer vermez.
Taşıma laboratuvarın kapısında bitmez
Taşımanın ilk görevi, kabın fiziksel bütünlüğünü korumaktır. Şişelerin kırılmayacağı, kapakların sızdırmayacağı ve gerekli soğutmanın sürdürülebileceği bir ambalaj düzeni gerekir. Farklı amaçlarla korunmuş numunelerin aynı paket içindeki ilişkisi de düşünülür. Bir kabın sızması yalnız kendi numunesini kaybettirmez; diğer kapları ve taşıma ortamını da etkileyebilir. Özellikle kimyasal koruyucu içeren örneklerde, ayırma ve paketleme biçimi laboratuvarın ve taşıma düzeninin gerekliliklerine uygun olarak belirlenir.
Ambalaj, numuneyle birlikte giden bilgiyi de korumalıdır. Etiketi okunmayan veya eşlik eden formuyla ilişkilendirilemeyen sağlam bir şişe, teknik bakımdan önemli bir eksiklik taşır. Elkitabında formların taşıma sırasında ıslanmasını önleyen ayrı koruma önerilmesi bu yüzden anlamlıdır. Soğutma için kullanılan malzemeler, kimlik ve analiz isteğinin okunabilirliğini bozmamalıdır. Kayıt zincirinin ayrıntısına geçmeden önce bile şu bağ korunur: laboratuvara ulaşan her kabın hangi örnek olduğu ve kendisinden hangi analizin istendiği anlaşılabilmelidir.
Taşıma kutusunun hazırlanmasında yolculuğun gerçek koşulları hesaba katılır. Beklenen süre, ortam sıcaklığı ve aktarım noktaları, gerekli soğutmanın sürmesini etkileyebilir. Elkitabının taşıma açıklamalarında bu koşullara dikkat çekilmesi, sabit bir soğutucu miktarının bütün güzergâhlara uygun sayılamayacağını gösterir. Numunenin kutuya uygun koşulda konulması başlangıçtır; varışa kadar bu koşulun korunabilmesi de gerekir. Ambalajın yalnız çıkış anındaki görünüşüne bakılarak bütün yolculuk hakkında kesin hüküm kurulamaz.
Kargo hizmetinin teslim saati ile laboratuvarın numuneyi kabul edip işleme alacağı saat aynı şey değildir. Özellikle hafta sonu, tatil veya mesai dışı varış söz konusuysa, hızlı bir taşıma hizmeti seçilmiş olması bile planın yeterli olduğunu göstermeyebilir. USGS, gönderimden önce laboratuvarın çalışma ve kabul saatlerinin kontrol edilmesini ister. Numunenin doğru adrese ulaşmasıyla, ilgili süre sınırı içinde gerekli koşulda kabul edilmesi birbirinden ayrı aşamalar olarak düşünülmelidir.
Bekleme süresi de yalnız aracın hareketinden laboratuvara varışa kadar geçen zaman değildir. Numunenin alınması, gerekiyorsa işlenmesi, bekletilmesi ve analizin başlaması arasındaki aşamalar yöntemin tanımladığı süre hesabına göre ele alınır. Belirli bir yöntemde sürenin hangi olayla başlayıp hangi olayla sona erdiği önceden öğrenilmelidir. “Aynı gün gönderdik” ifadesi yararlı bir lojistik bilgi olabilir; fakat tek başına bütün analizler için süre koşulunun sağlandığını gösteren teknik kayıt değildir.
Numune kabulünde alınış ve varış bilgileriyle birlikte koşulların da gözden geçirilmesi gerekir. Laboratuvarın varış sıcaklığını kaydetmesi bu değerlendirmenin bir parçasıdır. Bununla birlikte, tek bir varış ölçümünün yolculuğun bütün sıcaklık geçmişini doğrudan göstermediği açıktır. Bu yüzden taşıma düzenine ilişkin bilgiyle kabul gözlemi birlikte değerlendirilir. Gerekli kaydın kapsamı, çalışmanın amacı ve yöntemle belirlenir; eksik bir taşıma geçmişi, yalnız numune varışta soğuk görünüyor diye tamamlanmış sayılmaz.
Belirgin biçimde kirlenmiş veya tehlikeli olabileceği bilinen bir numunenin gönderilmesi ayrıca önceden görüşülmelidir. Laboratuvarın bu numuneyi kabul edip edemeyeceği, nasıl hazırlanacağı ve hangi taşıma düzeninin uygulanacağı, paket yola çıktıktan sonra çözülecek sorular değildir. USGS’nin bu tür numunelerde önceden laboratuvarla iletişim kurulmasını istemesi, çalışanların ve numunenin korunmasını aynı plan içinde ele alır. Suyun nereden geldiği ve bilinen olası tehlikeler, analiz isteğinin yanında iletilmesi gereken bilgilerdir.
Sapma görüldüğünde bilgiyi korumak
Bir şişenin sızdırması, teslimin gecikmesi veya koruma koşulunun belirsiz kalması, otomatik olarak her sonuç için aynı kararın verilmesini gerektirmez. Etki, hedef analite, yönteme ve sapmanın niteliğine göre değerlendirilir. Ancak böyle bir olayın kayda geçirilmeden normal süreç gibi devam ettirilmesi, sonradan yapılacak değerlendirmeyi zayıflatır. Laboratuvarın kabul, koşullu değerlendirme veya yeniden numune alma kararını verebilmesi için gerçekten ne olduğunun bilinmesi gerekir. Belirsizliği gizlemek, onu ölçümden uzaklaştırmaz.
Yeniden numune alma kararı verildiğinde, yeni örneğin önceki olayla ilişkisi de açık tutulur. Sürekli çalışan bir sistemde yeni numune yararlı bilgi sağlayabilir; fakat geçmişteki kısa süreli durumun aynı biçimde yeniden oluştuğu varsayılamaz. Bu, önceki bölümdeki yer ve zaman seçiminin koruma konusuna geri döndüğü noktadır. Kabın, korumanın ve taşımanın doğru düzenlenmesi, yalnız başarılı bir laboratuvar teslimi sağlamaz; başlangıçta sorulan soruya ait kanıtın yolda kaybolmasını önlemeye çalışır.
13.4 Mikrobiyolojik ve kimyasal numuneyi ayırmak
Aynı sudan farklı özellikleri korumak
Aynı noktadan alınan suyun mikrobiyolojik ve kimyasal incelemeye gönderilmesi, tek bir şişenin iki ayrı laboratuvar masasına götürülmesinden ibaret değildir. İki incelemenin korumaya çalıştığı özellikler farklı olabilir. Kültüre dayalı bir mikrobiyolojik yöntemde hedef mikroorganizmaların yöntemde gösterilebilmesi önem taşırken, kimyasal analizde belirli maddelerin miktarı veya tanımlanmış biçimi araştırılır. Bunlardan biri için yapılan işlem diğerinin dayanağını değiştirebilir. Ayrı numune düzeni kurmanın amacı, bu farklı sorulara ait koşulları birbirine karıştırmamaktır.
Mikrobiyolojik analizlerin kendi aralarında da tek biçimli olduğu düşünülmemelidir. USGS’nin fekal gösterge bakterilerine ilişkin bölümünde, kültüre dayalı farklı belirleme yaklaşımları ve bunların gerektirdiği çalışma koşulları açıklanır. Burada ele alınan koruma ilkeleri özellikle bu tür yöntemlerin numune bütünlüğüyle ilgilidir. Başka hedefler veya farklı analiz ilkeleri için aynı işlemlerin yeterli olduğu sonucuna gidilmez. Hangi mikroorganizmanın, hangi yöntemle ve hangi su matrisi içinde araştırılacağı laboratuvarla açıkça tanımlanır.
Kimyasal analiz de aynı ölçüde geniş bir addır. Bir metalin çözünmüş kesri, uçucu bir organik bileşik veya yerinde ölçülmesi gereken dezenfektan kalıntısı, aynı kap ve koruma düzeninde birleştirilemez. Bu farklılık, yalnız cihazların ayrı olmasından kaynaklanmaz; laboratuvara ulaşıncaya kadar korunması gereken durumlar da ayrıdır. Dolayısıyla “mikrobiyoloji için bir, kimya için bir şişe” biçimindeki basit ayrım bazı çalışmalar için başlangıç olabilir, fakat gerekli numune setinin tamamını tek başına belirlemez.
Steril olmakla analitik olarak temiz olmak
Mikrobiyolojik numunede dışarıdan mikroorganizma eklenmesini önlemek temel gerekliliklerden biridir. Steril kap ve uygun toplama tekniği, numuneye sonradan eklenebilecek canlıları sınırlamaya yöneliktir. USGS, ilgili ekipmanın önce temizlenmesini, ardından uygun biçimde sterilize edilmesini ve bu işlemlerin belgelenmesini ister. Temizleme ile sterilizasyonun ayrı adımlar olarak belirtilmesi önemlidir: görünür kirin giderilmiş olması steril çalışma koşulunun kendiliğinden sağlandığı anlamına gelmez. Bu koşul, kabın hazırlanmasından numunenin işlenmesine kadar korunmalıdır.
Burada steril olması istenen kap ve çalışma koşuluyla, incelenen suyu birbirinden ayırmak gerekir. Mikrobiyolojik numune, suyun mevcut durumunu araştırmak için alınır; analizden önce suyu steril hâle getirmeye çalışmak araştırılan durumu değiştirir. Aynı nedenle kap steril diye içindeki suyun da steril olduğu sonucuna varılamaz. Steril hazırlık, dış katkıyı sınırlandıran bir başlangıç koşuludur. Numunede hedef mikroorganizmanın bulunup bulunmadığı ise uygun analizle araştırılan ayrı sorudur.
Kimyasal açıdan uygun bir kapta ise asıl soru, aranan maddenin dışarıdan eklenip eklenmediği veya numuneden kaybolup kaybolmadığıdır. Sterilizasyon yapılmış olması, bütün kimyasal analizler için gerekli temizlik düzeyinin sağlandığını kanıtlamaz. Ters yönde, belirli bir kimyasal analiz için dikkatle hazırlanmış bir kap da mikrobiyolojik örnekleme için steril kabul edilemez. Bu iki nitelik farklı gerekliliklere karşılık gelir. “Temiz şişe” ifadesi, hangi analiz bakımından uygun olduğu belirtilmediğinde önemli bir bilgiyi açıkta bırakır.
Numuneyi korumak için kullanılan işlemler de bu ayrım üzerinden değerlendirilir. Organik analiz ekipmanının temizliğinde kullanılmış bir çözücünün kalıntısı, kimyasal çalışma açısından ele alınan bir konu olmanın yanında mikroorganizmaların canlılığını da etkileyebilir. USGS özellikle metanol kalıntısına dikkat çeker. Bu nedenle ekipmanın daha önce nasıl hazırlandığı ve hangi amaçla kullanıldığı, yalnız bakım geçmişi değildir; mikrobiyolojik sonucun temsil ettiği koşulu etkileyebilecek bir bilgidir. Kabın ve ekipmanın görünüşü bu geçmişi anlatmaya yetmez.
Dezenfektanın numunede çalışmaya devam etmesi
Dezenfekte edilmiş bir sudan mikrobiyolojik numune alındığında, suda kalan dezenfektanın örnek alındıktan sonra da etkisini sürdürmesi değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Amaç alınış anındaki mikrobiyolojik koşulu araştırmaksa, taşıma sırasında devam eden bu etki sonuçla kaynak arasındaki ilişkiyi değiştirebilir. USGS, klor veya ilgili halojen kalıntısı bulunan örnekler için uygun nötralizasyon düzenini tarif eder. Bu işlem, suyun mikrobiyolojik incelemede nasıl korunacağına ilişkindir; suyun kullanımına yönelik bir arıtma önerisi değildir.
Nötralizasyonun ne zaman ve hangi koşullarda gerektiği, laboratuvarın yöntemine göre belirlenir. Önceden hazırlanmış mikrobiyolojik kap, bu işlem için gerekli maddeyi içerebilir. Kapta bulunan maddeyi yabancı bir kalıntı sanıp uzaklaştırmak, planlanan korumayı ortadan kaldırabilir. Öte yandan uygunluğu bilinmeden her numuneye nötralizan eklemek de yöntemle kurulması gereken ilişkiyi koparır. Buradaki esas, sahada göz kararıyla kimyasal işlem yapmak değil, laboratuvarın numune ve yöntem için hazırladığı düzeni doğru uygulamaktır.
Dezenfektanı nötralize edilmiş numune, alınış anındaki dezenfektan kalıntısını ölçmek için kullanılacak numuneyle aynı işi görmez. Birinde amaç, mikroorganizmaların numune alındıktan sonraki durumunu korumaktır; diğerinde suda mevcut dezenfektanı belirlemektir. WHO’nun klor kalıntısında yerinde ölçüme verdiği önem bu ayrımı tamamlar. Numune üzerindeki işlem başarılı olsa bile, işlem görmüş sudan önceki durumun bütün özelliklerini geri okumak mümkün değildir. Ölçümün ve korumanın hangi amaca ait olduğu birlikte kaydedilmelidir.
Bu durum, nötralizan içeren bir mikrobiyolojik şişeden kimyasal analiz için gelişigüzel pay ayırmamanın da gerekçesidir. Eklenen maddenin kimyasal ölçümle uyumu ayrıca bilinmelidir. USGS, mikrobiyolojik ekipmanda kullanılan klorlama ve klor giderme maddelerinin bazı inorganik analizleri etkileyebileceğini belirtir. Böyle bir etkiden söz etmek, her kimyasal sonucun mutlaka aynı yönde bozulacağını söylemek değildir. Hangi ölçümün nasıl etkileneceği yönteme bağlıdır; uygunluğu kanıtlanmamış ortak kullanım, sonuçlara yeni bir belirsizlik ekler.
Filtrelenmiş ve filtrelenmemiş numune ayrı sorular taşır
Kimyasal numuneyi ayırırken yalnız kap sayısı değil, analiz edilecek kesir de belirlenir. Filtreleme, numunenin parçacıklı ve filtreyi geçen kısımlarını belirli bir işlemle ayırır. Bu ayrım, hangi bileşenlerin analize katılacağını etkileyebilir. Önceki bölümlerde çözünmüş madde ve alkalinite bağlamında karşılaştığımız numune tanımı burada uygulamaya dönüşür: istenen sonucun filtrelenmiş numuneye mi, filtrelenmemiş bütün suya mı ait olacağı, su alınmadan önce analiz isteğinde açık olmalıdır.
Kaynak belgelerde kullanılan bazı sözcükler bu noktada yanıltıcı olabilir. USGS’nin numune işleme bölümündeki “raw sample” ifadesi, filtrelenmemiş bütün su numunesi anlamında kullanılır. Bu kullanım, arıtma öncesindeki kaynak suyuna verilen “ham su” adıyla otomatik olarak eşitlenmez. Arıtılmış bir sudan da filtrelenmemiş analiz numunesi alınabilir. Belgedeki sözcüğün suyun işletmedeki yerini mi, yoksa laboratuvara ayrılan numunenin işlem durumunu mu anlattığını ayırmak, numune isteğinin doğru kurulmasına yardımcı olur.
Filtreyi geçen kesri “çözünmüş” diye adlandırmak, ölçümde kullanılan işlemsel tanımı belirtir. Filtrenin malzemesi, gözenek özelliği ve uygulanma biçimi bu tanımın parçasıdır. USGS, farklı filtre özelliklerinin bazı eser element sonuçlarını değiştirebildiğini açıklar. Bu nedenle yalnız “filtrelendi” yazılması, iki numunenin aynı biçimde hazırlanmış olduğunu göstermeyebilir. Karşılaştırılacak sonuçlarda filtreleme koşullarının da biliniyor olması gerekir. Burada bütün analizlere uygulanacak tek bir gözenek büyüklüğü önermek, korunması gereken yöntem ayrımını yeniden kaybettirir.
Filtreleme, suyu daha temiz göstermek için yapılan genel bir hazırlık değildir. İstenen ölçüm bütün suya aitse, parçacıkları uzaklaştırmak analiz edilen şeyi değiştirebilir. İstenen ölçüm filtrelenmiş kesre aitse, filtrelemeyi keyfî olarak ertelemek veya başka bir filtre kullanmak yine farklı bir numune tanımı oluşturabilir. Filtrenin uygunluğu, suyun gözle berraklaşıp berraklaşmamasına göre değerlendirilmez. Filtrelemenin amacı, hedef analiti ve yöntem gereğini koruyan bir ayırma yapmaktır; numunenin görünüşünü düzeltmek değildir.
Numunenin filtrelenmediğini bilmek, raporun hangi kimyasal büyüklüğü ifade edeceğini tek başına bütünüyle açıklamaz. Elkitabında bütün su ve filtrelenmiş numune ayrı hazırlama yolları olarak ele alınır; sonucun kimyasal kapsamı ise uygulanan analiz işlemiyle birlikte tanımlanır. Bu nedenle rapor isteğinde yalnız şişenin filtrelenmediğinin söylenmesiyle yetinilmez. Laboratuvarın hangi kesri hangi yöntemle raporlayacağı açıklığa kavuşturulur. Numune durumuyla ölçümün adını birbirine bağlamak, görünüşte benzer rakamları farklı kapsamlarla karşılaştırma sorununu azaltır.
Bazı araştırma soruları, aynı sudan hem filtrelenmiş hem filtrelenmemiş numune gerektirebilir. Böyle bir durumda iki kap birbirinin yedeği olarak görülmez; farklı kapsamları karşılaştırmaya yarar. Sonuçların farklı olması tek başına birinin yanlışlığını göstermez. Parçacıkların analize katılıp katılmadığı ve her iki numunenin nasıl korunduğu birlikte değerlendirilir. Buna karşılık kaplardan biri yanlışlıkla diğerinin yerine gönderilmişse, aynı kaynak adı yazması bu değişimi önemsiz kılmaz. Analiz edilen kesrin değişmesi, sorulan sorunun da değişmesine yol açabilir.
Zamanlama da bu ayrımın parçasıdır. USGS, gereken filtrelemenin örnekleme sırasında veya hemen ardından yapılmasını öngörür; koruma bölümünde ise beklerken gerçekleşebilen çökelme ve yüzeye tutunma gibi değişimleri açıklar. Bu iki bilgi birlikte okunduğunda, laboratuvara kadar beklemiş bir suyu sonradan filtrelemenin başlangıçtaki dağılımı mutlaka geri getirmeyeceği görülür. Uygun işlem sırası yönteme göre kurulmalıdır. Önceki bir dönüşümün etkisini, son aşamada doğru filtreyi kullanmış olmak tek başına ortadan kaldırmaz.
Kimyasal analiz için kullanılan bir filtrenin suyu geçirmiş olması, numunenin mikrobiyolojik bakımdan steril olduğuna dair genel bir güvence de oluşturmaz. Kimyasal kesir ayrımı ile steril teknik farklı amaçlara ve doğrulamalara dayanır. Mikrobiyolojik yöntemde filtre kullanılıyorsa, bu filtrenin işlevi ve uygulanma koşulları ilgili yöntem içinde ayrıca tanımlanır. Aynı sözcüğün iki çalışma alanında bulunması, işlemlerin birbirinin yerine geçebileceği anlamına gelmez; numune hazırlama adının yanında amacı da bilinmelidir.
| Başlık | Mikrobiyolojik incelemede odak | Kimyasal incelemede odak |
|---|---|---|
| Korunan özellik | Seçilen yöntemin hedef organizmayı gösterebilmesi; dışarıdan canlı eklenmemesi. | Hedef madde veya tanımlanan numune kesrinin değişiminin sınırlandırılması. |
| Kap hazırlığı | İlgili yöntem için steril koşulun sağlanması ve sürdürülmesi. | Analite uygun malzeme ve hazırlık; dış katkı ve kaybın önlenmesi. |
| Dezenfektan kalıntısı | Gerektiğinde yönteme uygun nötralizasyon düzeni. | Hedef ölçümle uyum; kalıntı ölçümünde uygun yerinde belirleme. |
| Ayırma işlemi | Mikrobiyolojik yöntemin kendi numune hazırlama gereği. | Filtrelenmiş veya bütün su kapsamının önceden tanımlanması. |
| Ortak ekipman | Kimyasal temizlik kalıntılarının canlılığa etkisi. | Sterilizasyon ve nötralizasyon maddelerinin analize etkisi. |
| Süre ve taşıma | Hedef, yöntem, matris ve kullanım amacına özgü koşul. | Analit, yöntem, koruma ve numune kesrine özgü koşul. |
Tablo yöntemler arasındaki ayrımı gösterir; ortak bir saklama süresi, koruyucu dozu, sıcaklık veya numune hacmi belirlemez.
Ortak ekipmanın geçmişi
Aynı su noktasında farklı analizlerin yapılması, ortak ekipman kullanımını çekici kılabilir. Ancak ekipmanın bir önceki hazırlığı, bir sonraki numuneye taşınabilir. Bir hortumun mikrobiyolojik çalışma için hazırlanmasında kullanılan maddelerle organik analiz hazırlığında kullanılan maddeler aynı etkilere sahip değildir. USGS’nin kuyu örneklemesi açıklamasında ayrı hortumların değerlendirilmesi bu soruna somut bir karşılık verir. Burada amaç, gereksiz yere malzeme çoğaltmak değil, ortak kullanımın numune üzerindeki etkisini önceden kontrol etmektir.
Ekipmanı dışarıdan temiz görünür hâle getirmek, önceki kimyasal temasın ortadan kalktığını kanıtlamaz. Özellikle farklı analiz gruplarının aynı sahada çalıştığı durumlarda, kullanılan malzemenin hangi amaç için hazırlandığının anlaşılması gerekir. Her ekipmanın her numunede kullanılabileceği varsayımıyla sonradan yapılan paylaşım, planlanan koruma düzenini değiştirebilir. Ayrı ekipman kullanılması veya uygun ortak kullanımın doğrulanması, yöntem ve çalışma koşuluna göre belirlenir. Bu karar, sonuçlar geldikten sonra rakamların birbirine uyup uymamasına bırakılmaz.
Numunenin başka bir kaba aktarılması gerektiğinde de ilk kabın uygun hazırlanmış olması sonraki işlemi kendiliğinden güvenceye almaz. Yeni kap, aktarım düzeneği ve çalışma tekniği, ilgili analiz için gerekli koşulu sürdürmelidir. Mikrobiyolojik numunede steril tekniğin bütün aşamalarda korunması gerektiği vurgusu, yalnız suyun ilk alındığı ana ait değildir. Kimyasal numunede ise ek bir temasın veya hazırlama işleminin hedef bileşenle uyumu değerlendirilir. Gerekçesi ve yöntemi belirlenmemiş aktarmalar, numunenin geçmişine açıklanmamış yeni adımlar ekler.
Toplama sırası için de bütün su noktalarına ve bütün analizlere uyacak tek bir ezber kurulamaz. Belirli bir USGS kuyu çalışma düzeninde bakteriyolojik örneğin diğer örneklerden sonra alınması tarif edilir. Bu, o düzenin ekipman hazırlığı ve numune bütünlüğü gerekçeleriyle birlikte okunmalıdır. Farklı yöntemlerin aynı noktada birlikte uygulanacağı çalışmada sıra, ilgili prosedürlerin birbiriyle uyumu gözetilerek önceden belirlenir. Elkitabındaki tek bir sıra cümlesini bağlamından çıkarıp bütün örneklemelerin kuralı saymak doğru olmaz.
Bu ön hazırlıkta saha ekibinin görev paylaşımı da numune düzenine hizmet eder. Hangi kişinin hangi kap ve ekipmanı kullanacağı, hangi ölçümün yerinde yapılacağı ve koruma işleminin nerede uygulanacağı belirgin olduğunda, farklı analizlerin gereklilikleri daha kolay korunur. USGS’nin temiz çalışma alanı ile koruyucu işlem alanını ayıran yaklaşımı, çapraz katkının önlenmesine yöneliktir. Buradan hareketle saha planında işlerin yalnız sırasını değil, birbirini hangi temaslarla etkileyebileceğini de düşünmek gerekir.
Ayrı şişeler aynı olaya nasıl bağlanır
Ayrı numunelerin yararı, aralarındaki bağın kaybolmamasına bağlıdır. Aynı noktadan farklı analizler için alınan kapların hangi zaman ve koşula ait olduğu anlaşılabilmelidir. Bir kimyasal numunenin başka bir saat veya noktaya ait mikrobiyolojik sonuçla eşleştirilmesi, birlikte değerlendirilmek istenen durumu değiştirebilir. Kapların ayrı tutulması, kayıtların birbirinden koparılması anlamına gelmez. Saha bilgisi ve laboratuvar analiz isteği, numuneleri kendi kimlikleriyle aynı inceleme sorusuna bağlayacak açıklıkta hazırlanmalıdır.
Bunun yanında her kabın kendine özgü işlem bilgisi de görünür kalmalıdır. Birinin filtrelenmesi, diğerine nötralizan eklenmesi veya bir ölçümün yerinde yapılması, hepsinin ortak kaynağa ait olduğunu değiştirmez; fakat sonuçların aynı tür bilgi olduğu varsayımını engeller. Numune kimliği, bu farkları taşıyabildiği ölçüde değerlidir. Yalnız aynı nokta adının yazılması, farklı işlem geçmişlerini açıklamaya yetmez. Kayıt zincirini ele alacağımız sonraki alt bölümde bu bağın nasıl korunacağı ayrıntılandırılacaktır.
Mikrobiyolojik ve kimyasal kapların aynı taşıma yolculuğunu paylaşması, kabul koşullarının da tek olduğu anlamına gelmez. Aynı kutuda yola çıkan iki örnek, yöntemleri gereği farklı süre veya işlem koşullarına tabi olabilir. USGS’nin gösterge bakterileri bölümünde bekleme koşullarının su türü ve değerlendirme amacına göre ayrılması, bu farkın mikrobiyoloji içinde de bulunduğunu gösterir. Laboratuvarla kurulan taşıma planında, en kolay sağlanan koşul bütün kaplara genellenmez; her analiz grubunun gereği ayrı doğrulanır.
Mikrobiyolojik örnekte bekleme süresine dikkat edilmesi, yalnız laboratuvarın iş programını düzenlemek için değildir. USGS, süre koşullarının gösterge bakterilerinin yoğunluğunda oluşabilecek değişimleri sınırlamakla ilişkisini açıklar. Kap kapalı olduğu için içindeki mikrobiyolojik durumun aynı kaldığı varsayılamaz. Sonucun temsil gücü, numunenin alınmasından analize kadar geçen sürecin yöntemle uyumuna da bağlıdır. Hedefi ve matrisi bilinmeyen bütün mikrobiyolojik numuneler için ortak bir süre söylemek, bu farklılıkların değerlendirilmesini engeller.
Sonucu okurken numunenin geçmişini unutmamak
Bir mikrobiyolojik sonuç beklenenden düşük veya yüksek geldiğinde, açıklama yalnız su kaynağında aranmaz. Dışarıdan bulaşma, koruma koşulu, dezenfektan etkisi veya ekipman hazırlığı gibi numuneyle ilişkili olasılıkların değerlendirilmesi gerekebilir. Bunlardan birini düşünmek, sonucun yanlış olduğunu peşinen ilan etmek değildir. Sonucun nasıl üretildiğini anlayabilmek için gerekli inceleme alanını tarif eder. Gerçek etkinin yönü ve büyüklüğü, yalnız şüpheyle belirlenemez; ilgili kayıtlar ve uygun kalite kontrolleriyle araştırılır.
Aynı yaklaşım kimyasal sonuç için de geçerlidir. Bir fark görüldüğünde numunenin filtrelenme durumu, kap ve koruyucu seçimi, gazla temas veya taşıma gecikmesi gibi bilgiler yorumun parçası olabilir. Bu olasılıklar her sapmayı numune hatasına bağlamak için kullanılmaz. Gerçek su değişimi ile numunede sonradan oluşmuş değişimi ayırt etmeye yardımcı olur. Uygun laboratuvar yöntemiyle çalışılmış olması çok değerlidir; fakat numunenin o yönteme uygun biçimde ulaştırılıp ulaştırılmadığı sorusunu ortadan kaldırmaz.
Böylece mikrobiyolojik ve kimyasal numuneyi ayırmak, iki şişeye farklı etiketler yapıştırmaktan daha kapsamlı bir anlam kazanır. Her ölçümün korumak istediği özelliği tanımayı, işlemleri buna göre düzenlemeyi ve farklı sonuçları ortak saha bilgisiyle yeniden buluşturmayı gerektirir. Bu düzen kurulunca laboratuvar sonucu yalnız bir sayı veya varlık bildirimi olarak kalmaz; hangi suya, hangi koşula ve hangi hazırlama yoluna ait olduğu anlaşılır. Sonraki adım, bu ilişkiyi kayıt zinciri boyunca sürdürebilmektir.
13.5 Kayıt zinciri ve temsil edilebilirlik
Laboratuvar raporundaki bir sonuç, laboratuvara ulaşan belirli numuneye aittir. O sonucun bir kuyuyu, şebeke kolunu veya kullanım noktasını anlatabilmesi için, numunenin nereden geldiğiyle rapor arasındaki bağ korunmalıdır. Önceki alt bölümlerde amacı, alınma koşullarını ve korunmasını belirlediğimiz numune, bu bilgileri kendisiyle birlikte taşımaz. Bağlantıyı etiket, saha kaydı, teslim bilgileri ve laboratuvarın kabul kaydı kurar. Bu kayıtlardan biri diğerleriyle uyuşmadığında ölçümün hangi olaya ait olduğu da belirsizleşebilir.
Kayıt zinciri, suyun alınmasından sonucun kullanılmasına kadar izlenebilen bir ilişkiler bütünüdür. Numunenin kimliği, ona uygulanan işlemler ve sorumluluğunun kimde bulunduğu bu bütünün farklı parçalarıdır. Düzenli bir teslim tutanağı, uygun olmayan bir örnekleme noktasını temsil edici hale getirmez; doğru seçilmiş bir noktadan gelen etiketsiz kap da kayıp kimliği kendiliğinden geri kazanmaz. Bu nedenle numune bütünlüğüyle temsil edilebilirlik birlikte korunur, ancak ayrı sorular olarak değerlendirilir.
Numuneye bir kimlik vermek
Bir numune kimliği, inceleme boyunca aynı numunenin yeniden bulunmasını sağlayan ayırt edici işarettir. Yalnız tesisin veya kuyunun adı bu işi her zaman göremez; aynı yerde farklı günlerde, farklı amaçlarla veya farklı işlemlerden sonra numune alınabilir. Yer kimliğiyle örnekleme olayının kimliği bu yüzden birbirine bağlanır. Alınma tarihi ve saati, noktayı tarif eden açıklama ve numuneyi alan kişi bu bağlantıyı anlaşılır kılar. Kodun kısa olması yararlıdır; kodun anlamını sonradan tahmin etmek zorunda kalmamak daha önemlidir.
Laboratuvar numuneye kendi kabul kodunu veriyorsa, bu kod saha kimliğiyle eşleştirilebilir olmalıdır. Raporu okuyan kişi laboratuvar kodundan saha kaydına, saha kaydından da ilgili kaba ulaşabilmelidir. Bu eşleme, eski adı silip yerine yeni bir ad yazmakla kurulmaz. İki adın aynı numuneyi gösterdiğini belirten bağlantı saklanır. Aynı gönderide çok sayıda kap bulunduğunda, hangi kapların aynı örnekleme olayına ve hangilerinin farklı numunelere ait olduğu da açık tutulur.
Bir örnekleme olayına ait kapların her biri aynı analitik anlamı taşımayabilir. Süzülmüş bölüm ile süzülmemiş bölümün, farklı incelemeler için ayrılmış kapların veya belirli bir kontrol amacıyla hazırlanmış numunenin birbirine karışmaması gerekir. Burada kabın nasıl hazırlanacağını yeniden açıklamak yerine, yapılan işlemin kimlikle birlikte kaydedilmesi üzerinde duruyoruz. Raporda yalnız nokta adı görülüyorsa, sonucun hangi bölümden elde edildiği kaybolabilir. İşlem bilgisi, sonuçlar karşılaştırılırken ölçülen şeyin aynı olup olmadığını anlamaya yardım eder.
Etiket ile sevk formunun aynı bilgiyi taşıması, kabulün temel karşılaştırmalarından biridir. Okunamayan bir rakam, düşmüş bir etiket veya farklı yazılmış nokta adı, numunenin görünüşüne bakılarak tamamlanamaz. Aynı su kaynağından geldiği söylenen iki kap birbirine çok benzeyebilir. Bir uyuşmazlıkta önce kayıtlı bilgi aranır ve numuneyi alan kişiyle açıklık sağlanır. Açıklamanın nasıl elde edildiği de saklanır; eksik alanı sessizce doldurmak, başlangıçta var olan belirsizliği görünmez hale getirir.
| Kayıt öğesi | Kurulan bağlantı | Yorum için koruduğu bilgi |
|---|---|---|
| Numune ve yer kimliği | Kap, saha olayı ve rapor. | Sonucun hangi numuneye ait olduğu. |
| Alınma zamanı ve koşulu | Planlanan olay ile gerçekleşen örnekleme. | Karşılaştırmanın zaman ve durum kapsamı. |
| İşlem ve numune bölümü | Numuneye uygulanan işlem ile analiz isteği. | Süzülmüş, süzülmemiş veya ayrılmış bölüm. |
| Teslim ve teslim alma | Sorumluluk değişimleri ile gönderi. | Numunenin izlenebilen hareketi. |
| Kabul ve sapma kaydı | Ulaşan numune ile kabul ölçütleri. | Eksikliğin değerlendirilmesi ve verilen karar. |
| Rapor ve açıklamalar | Sonuç ile numune geçmişi. | Sonucun kullanılabileceği kapsam ve kısıtlar. |
Tablo, farklı kayıtların işlevlerini gösteren özgün bir karşılaştırmadır; herhangi bir kurumun resmî formunun yerine geçmez.
Saha kaydı ile teslim zincirinin farklı işleri
Saha kaydı, numunenin alındığı sırada ne yapıldığını ve ne gözlendiğini korur. Planlanan işlemle gerçekleşen işlem aynı olmayabilir. Erişim güçlüğü, ekipman sorunu veya beklenmedik bir durum nedeniyle değişiklik yapılmışsa bunun nedeni ve numuneye etkisi açıklanır. USGS saha kılavuzu, yöntemden ayrılmaların belgelenmesini ve saha personelinin veri kalitesine ilişkin sorumluluğunu vurgular. Sonradan raporu inceleyen kişinin ihtiyacı, yalnız planın kopyası değil, o planın sahada nasıl uygulandığını gösteren bilgidir.
Bazen kayıtlı bir değişiklik, ölçülen değerlerden daha önce dikkat gerektirir. Planın öngördüğü noktaya ulaşılamamış ve başka bir noktadan numune alınmışsa, bu numune yeni yerinin bilgisiyle değerlendirilebilir. Eski noktanın kodunu taşımaya devam etmesi ise sonuçların yanlış yere bağlanmasına yol açar. Numune alınamayan planlı nokta da kayıtta görünür kalmalıdır. Böylece eksik gözlem, başka bir gözlemle doldurulmuş gibi sunulmaz; değerlendirmeyi yapan kişi araştırmanın gerçekten hangi bölümünün tamamlandığını görebilir.
Fotoğraf, noktanın veya gözlenen durumun anlaşılmasına yardımcı olabilir. Fakat dosyanın hangi yere, zamana ve numuneye ait olduğu bilinmiyorsa, görsel ayrıntı tek başına izlenebilirlik sağlamaz. EPA’nın numune yönetim usulü, saha görüntülerinin yer, tarih, saat, çeken kişi ve dosya adı gibi bilgilerle ilişkilendirilmesini ister. Bu yaklaşımın amacı, görüntüyü ilgili saha kaydıyla birlikte okuyabilmektir. Fotoğraf, kap üzerindeki kimliği veya numune alma işleminin yazılı açıklamasını bütünüyle üstlenmez.
Teslim zinciri ise numunenin kimin sorumluluğunda bulunduğunu ve bu sorumluluğun ne zaman değiştiğini izler. Numuneyi alan kişi, sahada muhafaza eden görevli, taşıma düzeni ve laboratuvarda teslim alan kişi aynı kişi olmayabilir. EPA usulü, numuneyi fiilen korumayla bu korumanın belgelenmesini birlikte ele alır. Kimliği belli bir kabın kontrolsüz bir yerde bırakılması ile güvenli yerde tutulup hiçbir devir kaydı bulunmaması farklı eksikliklerdir; kayıt sistemi ikisini de araştırılabilir kılmalıdır.
Teslim bilgisi, yalnız son imzadan ibaret değildir. Hangi numunelerin ve kaç kabın devredildiği, istenen analizler, devir tarihi ve saati ilgili kişilerle birlikte izlenir. Kullanılan taşıma biçiminin özel kuralları da olabilir. Örneğin EPA’nın bu usulünde ticari taşıyıcının her bir numune için teslim zinciri formunu imzalaması beklenmez. Bu ayrıntı, bütün sevkleri tek bir imza şablonuyla değerlendirmemek gerektiğini gösterir. Esas olan, seçilen sevk düzeninde sorumluluk ve gönderi bağlantısının nasıl belgelendiğinin bilinmesidir.
Elektronik sistemler aynı bilginin etiket, sevk belgesi ve kabul kaydına tutarlı aktarılmasını kolaylaştırabilir. EPA, numune yönetim yazılımının bilgiyi tekrar tekrar yazmaktan doğan uyuşmazlıkları azaltmasını bu nedenle yararlı bulur. Ancak yanlış bir nokta adı bütün belgelere aynı biçimde aktarılmışsa, belgelerin birbiriyle uyumlu olması ilk girişin doğruluğunu kanıtlamaz. Saha olayıyla ilk bağlantının kontrol edilmesi yine gerekir. Kodun bilgisayarda üretilmiş olması, numunenin nereden geldiğine ilişkin bağımsız bir kanıt değildir.
Kayıtların düzeltilmesi gerektiğinde ilk bilginin izi korunur. İncelenen EPA usullerinde kâğıt kayıttaki yanlışın okunabilir kalacak biçimde çizilmesi, doğrusunun eklenmesi ve düzeltmenin tarih ile yapan kişi bakımından belirlenmesi istenir. Laboratuvara varıştan sonra açıklık kazanan bilgiler için ayrıca düzeltici belge kullanılabilir. Bu yaklaşım, hatayı saklamak yerine değişikliğin gerekçesini izlenebilir kılar. Gerçekte bilinmeyen bir saat veya işlem ise sırf form tam görünsün diye kesin bir bilgiye dönüştürülmez.
Laboratuvara ulaşmak ile analize uygun olmak
Bir gönderinin laboratuvara teslim edilmesi, içindeki bütün numunelerin istenen analiz için uygun bulunduğu anlamına gelmez. Kabul incelemesinde kaplar, etiketler ve belgeler birlikte ele alınır. Numune miktarı, korunma durumu, süreler, sızıntı veya kırık gibi gözlemler ilgili yöntemin ve laboratuvarın kabul ölçütleriyle karşılaştırılır. Önceki alt bölümlerde anlatılan taşıma koşulları burada varsayım olmaktan çıkar; ulaşan numunede neyin görüldüğü ve hangi bilginin doğrulanabildiği kayda bağlanır.
Kabul kaydı gözlemle kararı birbirinden ayırmalıdır. Bir kapağın sızdırmış olması gözlemdir; bunun hangi sonuçları etkileyebileceği değerlendirmedir. Bir tarih alanının boş olması kayıt eksikliğidir; numunenin gerçekten ne kadar beklediği ayrıca araştırılabilir. İstenen analize uygunluk, bu ayrımların üzerinden belirlenir. Her eksiklik aynı ağırlıkta olmayabilir, ancak eksikliğin önemsiz sayılması da gerekçe ister. Kararı görünür kılan, yalnız numunenin kabul edildiğinin yazılması değil, sorun bulunduğunda nasıl ele alındığının açıklanmasıdır.
Kimlik eksikliği ile korunma koşulundaki sapma farklı türden belirsizlikler oluşturur. İlkinde hangi numunenin incelendiği, ikincisinde ise bilinen numunenin ilgili özelliğinin yeterince korunup korunmadığı sorgulanır. Bazı eksiklikler numuneyi alan kişinin kayıtlarıyla açıklığa kavuşabilir; bazıları geçmişte olanı geri getiremez. Bu nedenle yalnız bir formu tamamlamak bütün sorunların çözümü değildir. Analizin amacı ve yönteminin koşulları, elde kalan numunenin hangi soruya yanıt verebileceğinin değerlendirilmesinde birlikte kullanılır.
EPA Region 3 laboratuvarının kabul politikası bu ayrımı somutlaştırır: numune bütünlüğünü etkileyebilecek bir durum varsa laboratuvar, incelemeyi isteyen tarafla görüşerek ret veya açıklamalarla birlikte analiz seçeneklerini değerlendirir. Ret halinde yeniden numune alma olanağı ele alınır; analiz yapılırsa sapmanın niteliği ve sonuca olası etkisi rapora taşınır. Bu, belirli bir laboratuvarın yayımlanmış uygulamasıdır. Başka bir yöntemde zorunlu ret gerektiren bir durumu, bu örneğe dayanarak kabul edilebilir saymak doğru olmaz.
Açıklamayla raporlanan bir sonuçta sapmanın ortadan kalktığı varsayılmaz. Örneğin yeterli miktar bulunmaması, yapılabilecek analizlerin önceliklendirilmesini veya raporlanabilir düzeyin değişmesini gerektirebilir; bu seçeneklerin uygunluğunu laboratuvar değerlendirir. Kullanıcıya ulaşan rapor, elde edilen değerin yanında bu kısıtı da taşımalıdır. Sonucu başka bir tabloya geçirirken açıklamayı çıkarmak, veriyi başlangıçta sahip olmadığı bir kesinlikle sunabilir. Böyle bir sonuç kullanılacaksa, hangi karara hangi sınırlar içinde katkı verdiği açık tutulur.
Numunenin reddedilmesi, su kaynağının mutlaka kötü olduğunu göstermez; laboratuvarın o numuneden istenen kapsamda sonuç üretemediğini gösterebilir. Yeniden numune alındığında da yeni olayın kimliği ve koşulları korunur. Daha sonra alınan numune, öncekinin toplandığı anı otomatik olarak yeniden oluşturmaz. Eski kayıt, ret gerekçesi ve yeni numuneyle kurulan bağlantı birlikte tutulduğunda, araştırmanın nerede kesildiği ve nasıl sürdürüldüğü anlaşılır. Böylece yeniden örnekleme, önceki kaydın üzerine yazılan görünmez bir değişiklik haline gelmez.
Şekil 33, kayıtların kabul kararına nasıl bağlandığını gösterir. Eksik bilgi varsa açıklık aranır; kullanılabilirlik değerlendirildikten sonra numune analize, kısıtları belirtilmiş bir sonuca veya yeniden örnekleme kararına yönelir. Hangi yol seçilirse seçilsin, önceki kayıtla bağlantı sürer. Şemadaki kabul, belirli analiz için verilen karardır; numunenin bütün bir sistemi temsil ettiği veya suyun bütün kullanımlara uygun bulunduğu anlamına gelmez. Bu daha geniş yorum, numunenin kökenine geri dönmeyi gerektirir.
Şekil 33 Numune kaydından kabul değerlendirmesine. Özgün kavramsal şema. Eksik bilgi açıklığa kavuştuğunda kabul koşulları yeniden kontrol edilir. Sapmanın etkisi, açıklamalı analiz veya ret kararına yön verebilir. Yeni numune gerekiyorsa yeni kimliği önceki kayda bağlanır. Kabul, numunenin bütün sistemi temsil ettiğini veya suyun güvenliğini tek başına kanıtlamaz.
Kap, alikot ve tekrar numunesini ayırmak
Bir çalışmada çok sayıda şişe bulunması, aynı sayıda ayrı çevresel gözlem bulunduğunu göstermez. Aynı örnekleme olayına ait su, farklı analiz gereksinimleri nedeniyle birden fazla kapta gönderilebilir. Tersine, aynı kapta birleştirilmiş su birden fazla yerden veya zamandan gelen bölümleri içerebilir. Bu nedenle sayı saymaya başlamadan önce numunenin nasıl tanımlandığı bilinmelidir. EPA’nın örnek tanımı da tek bir numunenin bir veya birden çok kapta bulunabileceğini açıkça kabul eder.
Alikot, bir numuneden belirli bir işlem veya inceleme için ayrılan bölümdür. Ayrılan bölümlerin ana numuneyle ilişkisi kaydedilir. Aynı numuneyi bölerek elde edilen sonuçlar, bölme sonrasındaki işlemleri karşılaştırmaya yardımcı olabilir; farklı yerlerden alınmış yeni numuneler gibi değerlendirilmez. USGS, bölünmüş tekrar numunelerinde şişelerin dikkatle etiketlenmesini ve işlem sırasının kaydedilmesini özellikle ister. Bölmenin hangi aşamada yapıldığı, sonuçlar arasındaki farkın hangi süreçleri kapsayabileceğini belirler.
Aynı numunenin laboratuvarda yeniden incelenmesiyle sahadan yeniden numune alınması bu bakımdan farklıdır. İşlenmiş numuneden ayrılan bölümlerin karşılaştırılması, o aşamadan sonraki işlem ve analiz değişkenliğine ilişkin bilgi sağlayabilir. Başlangıçta yanlış noktadan alınmış bir numuneyi yeniden ölçmek ise nokta hatasını düzeltmez. Benzer sonuçlar elde edilmesi de ortak kökene ait bir eksikliği kendiliğinden dışlamaz. Kayıt zinciri, karşılaştırılan sonuçların hangi aşamaya kadar aynı geçmişi paylaştığını görünür tutar.
Saha tekrarlarında aynı veya yakın zamanda yeniden toplanan su devreye girer. USGS, eşzamanlı ve ardışık tekrarları ayırır; ardışık alımlarda suyun zaman içindeki değişimi de gözlenen farkın bir parçası olabilir. Bu sonuçlar toplama, işleme, sevk ve analiz sırasında oluşan değişkenliği araştırmak için değerlidir. Yine de yakın zamanlı tekrarlar, başka mevsimlerde veya başka noktalarda yapılmamış gözlemlerin yerine geçmez. Onları anlamlı kılan, nasıl toplandıklarının ve hangi soruyu kontrol ettiklerinin bilinmesidir.
Terimlerin kurumlar arasında farklı kullanılması da kaydı önemli kılar. İncelenen EPA usulü “duplicate” sözcüğünü aynı numunenin ikinci alikotu için kullanırken, USGS farklı toplama ve bölme aşamalarındaki tekrarları ayrıntılı olarak ayırır. Bu nedenle yalnız “tekrar yapıldı” ifadesi yeterli açıklama olmayabilir. Yeni su mu toplandı, var olan numune mi bölündü, yoksa aynı hazırlanmış bölüm mü yeniden ölçüldü? İşlem açıklandığında terim farkı yönetilebilir; açıklanmadığında farklı kapsamlı kontroller eşdeğer sanılabilir.
| İşlem veya numune ilişkisi | Sağlayabileceği bilgi | Genişletmediği kapsam |
|---|---|---|
| Aynı hazırlanmış bölümün yeniden ölçümü | O aşamadaki ölçümün tekrarlanabilirliği. | Yeni yer veya yeni örnekleme zamanı. |
| Ana numuneden ayrılan bölümler | Bölme ve sonraki işlemlerin karşılaştırılması. | Bölünmeden önce paylaşılmış numune geçmişi. |
| Eşzamanlı veya yakın zamanlı saha tekrarı | Toplama ve sonraki işlemlerdeki değişkenlik. | Örneklenmemiş dönem ve bölgeler. |
| Farklı yer veya zamanda alınan numune | Yeni saha olayına ilişkin gözlem. | Bağımsızlık ve bütün sistemi temsil etme kendiliğinden kazanılmaz. |
Karşılaştırmanın geçerliliği işlem sırasına ve örnekleme tasarımına bağlıdır. Tablo bir tekrar sıklığı veya evde bölme talimatı vermez.
Ayrılmış bölümler arasında bir uyuşmazlık görüldüğünde ana numuneye geri dönebilmek, incelemenin yönünü belirler. Ayrılma öncesinde ortak olan koşullarla sonradan farklılaşan işlemler ayrı ayrı araştırılabilir. Bunun için yalnız sonuç değerlerinin değil, bölümlerin hangi aşamada ayrıldığının da kaydı gerekir. Aynı mantık farklı laboratuvarlara gönderilen bölümler için de geçerlidir. İki ayrı rapor bulunması, iki ayrı su kaynağının veya iki bağımsız saha olayının incelendiği anlamına gelmez.
Kalite kontrol amacıyla toplanan numunelerin kimliği de ilgili çevresel numunelerle ilişkilendirilir. Hangi işlemi kontrol etmek için, ne zaman ve nasıl hazırlandığı bilinmeyen bir kontrol sonucu, beklenen açıklamayı sağlayamayabilir. USGS, saha personelinin bu amacı ve toplama koşullarını kaydetmesini özellikle vurgular. Kontrol numunesinin bir sonuç tablosunda yer alması, onu incelenen su sistemindeki yeni bir noktanın gözlemi yapmaz. Kayıt düzeni, kontrol bilgisinden yararlanmayı sağlarken çevresel gözlem sayısının yanlış artmasını da önler.
Sonucun kapsayabildiği su
Temsil edilebilirlik, numunenin hangi suyu hangi koşullarda anlatabildiğiyle ilgilidir. USGS kılavuzu, temsilin suyun yer ve zamandaki değişkenliğiyle, numune miktarıyla ve alma yöntemiyle bağlantılı olduğunu belirtir. Bu nedenle kabul edilmiş bir numunenin raporu okunurken incelemenin hedefi yeniden görülmelidir. Sonuç, belirli bir olayın suyu için yeterli bilgi verebilirken bütün bir kaynağa yayılacak yargı için eksik kalabilir. Kabul kaydı numunenin izini korur; yorumun genişliği ayrıca gerekçelendirilir.
13.1 numaralı alt bölüm ve 13.2 numaralı alt bölümde seçilen amaç, yer ve zaman, burada yorumun sınırını oluşturur. İncelenen bütün; bir sistemin tamamı, belirli bir bölümü veya belirli bir koşul altında ortaya çıkan su olabilir. USGS’nin kılavuzu da bütün sistemi temsil etmeyi amaçlayan çalışmalarla, sistemin yalnız belirli bir bölümünü hedefleyen çalışmaların yaklaşımını ayırır. Bir bölümün özellikle seçilmiş olması yöntemi değersiz kılmaz. Sonuçtan beklenen açıklama, seçilen bölümün ötesine genişletildiğinde ek dayanak gerekir.
Örneğin bir şikâyetin yoğunlaştığı noktaların incelendiği varsayımsal bir çalışmada elde edilen sonuçlar, o şikâyetin araştırılmasına katkı verebilir. Yalnız bu noktalardan bütün kullanıcıların karşılaştığı suyu aynı biçimde çıkarmak, örnekleme kapsamını aşar. Bu örnekte gerçek bir numune veya sayısal gözlem yoktur; seçilme nedeninin yorumdaki rolü gösterilmektedir. Kayıtta noktaların hangi nedenle seçildiği korunursa, daha sonra sonuçları kullanan kişi bu araştırmayı sistemin tamamını kapsayan başka bir çalışmayla karıştırmaz.
Aynı varsayımsal araştırmada hem depodan hem doğrudan şebekeden beslenen kullanım noktaları bulunduğunu düşünelim. Depoya bağlı noktalardan hiç numune alınamamışsa, sonuçların bu grubu kapsamadığı açıklanmalıdır. İki grubun su geçmişini eşdeğer saymaya dayanak yoksa, eldeki sonuçlar eksik grubun yerine geçirilemez. Burada sorun yalnız planın bir kısmının tamamlanmaması değildir; hedeflenen bütünün belirli bir bölümünün gözlem dışında kalmasıdır. Bu boşluğun karar üzerindeki önemini değerlendirmek, mevcut numunelerin hangi grupları gerçekten kapsadığını bilmeyi gerektirir.
Farklı dönemlerin sonuçlarını karşılaştırırken de yalnız numune kodlarının varlığı yeterli olmaz. Kodun aynı kalmasına karşın alınan suyun yolu, işlem görmüş bölümü veya örnekleme uygulaması değişmiş olabilir. Böyle bir değişiklik kaydedilmediğinde, sonuç farkının çevresel değişim mi yoksa karşılaştırılan numunelerin kapsam farkı mı olduğu anlaşılamaz. USGS, zaman ve yer boyunca karşılaştırılabilir veri için yöntemlerin tutarlılığını ve kalite bilgisini vurgular. Kayıt zinciri bu tutarlılığın gerçekten sürüp sürmediğini incelemeye imkân verir.
9. bölümde ele alınan ölçüm belirsizliği, numunenin kökenine ilişkin eksikleri görünmez hale getirmemelidir. Numunenin hangi noktadan alındığı bilinmiyorsa, yalnız analizdeki değişkenliği sayısallaştırmak eksik yer bilgisini tamamlamaz. Aynı şekilde ayrılan bölümün neyi temsil ettiği açıklanmamışsa, tekrar sonuçlarının birbirine yakınlığı yorum alanını genişletmez. Burada yapılacak iş, belirsizliği ait olduğu aşamayla birlikte belirtmektir. Laboratuvarın ölçebildiği özellik, numunenin korunmuşluğu ve hedef suyla ilişkisi ayrı dayanaklarla açıklanır.
Kaydı sonuçla birlikte korumak
Analiz yapılmamış bir numunenin durumu, yapılmış analizde bir maddenin saptanmamasıyla aynı değildir. Ret, yetersiz miktar veya çözülemeyen kimlik sorunu nedeniyle sonuç üretilememişse bunun nedeni kayıtlı kalır. Sonuç tablosundaki boş alan, bütün incelemelerin tamamlandığı ve sorun bulunmadığı anlamına gelmez. Bu ayrım özellikle raporların birleştirilmesinde önemlidir: ölçülmüş sonuçlar kendi kapsamlarıyla aktarılırken, hangi isteklerin karşılanamadığı da görülebilmelidir. Böylece karar veren kişi eksik veriyi olağan bir ölçüm sonucu sanmaz ve gerekiyorsa tamamlayıcı incelemeyi belirler.
Bir sonuç başka rapora veya izleme tablosuna aktarılırken kimliğiyle birlikte gerekli açıklamalar da taşınmalıdır. Ölçülen bölüm, saha olayı ve kabul sırasında belirlenmiş kısıt kaybolursa, tek başına sayı başlangıçtakinden daha geniş bir anlam kazanabilir. Kullanıcı her saha ayrıntısını raporun ilk sayfasında görmek zorunda değildir; ancak sonucu etkileyen bilgiye ulaşabilmelidir. Açıklamalı analizde saptanan sapmanın rapor anlatısında korunması, laboratuvarın ürettiği verinin nasıl kullanılabileceğini değerlendirmek için özellikle önemlidir.
Düzeltme veya yeniden örnekleme sonrasında eski ve yeni kayıtların ilişkisi korunursa, sonraki incelemelerde neyin değiştiği görülebilir. Yanlış etiket açıklığa kavuşmuş olabilir, bir analiz yapılmamış olabilir veya yeni numune farklı bir olaydan gelmiş olabilir. Bunların hepsini tek bir güncel sayı altında görünmez kılmak, geçmiş karşılaştırmaların dayanağını zayıflatır. WHO’nun düzenli kayıt gözden geçirmesine verdiği önem de burada anlam kazanır: eğilimleri değerlendirmek için sayıların yanında o sayıların oluşma koşulları okunabilmelidir.
Bu noktada laboratuvara yöneltilecek soru daha belirgindir: kimliği ve geçmişi bilinen bu numunede hangi özellik, hangi yöntemle ve hangi sınırlar içinde belirlenebilir? Numune kaydı bu soruyu taşır; laboratuvar yönteminin yeterliliği ise ayrıca gösterilir. 14. bölümde yöntem seçimi, kalite güvencesi ve sonucun oluşması ele alınırken bu bağlantı korunacaktır. Böylece cihazın ürettiği değer, sahada başlayan incelemenin anlamlı bir parçası olarak okunabilir; numuneye ilişkin açık kalan noktalar da değerlendirmede yerini korur.