Sıhhi Tesisattaki Yetersizliklere Bağlı Bazı Salgın Örnekleri

Forumlar Su Kirliliği Sıhhi Tesisattaki Yetersizliklere Bağlı Bazı Salgın Örnekleri

  • Gönderi
    suhijyeni
    Anahtar yönetici

    Su nedenli salgınların oranının azalmasıyla sıhhi tesisat teknolojisinin gelişmesi arasında da önemli paralellik bulunmaktadır. Su tesisatında sadece dışarıdan gelen kirleticilere bağlı kirlenme söz konusu değildir. Tesisatın kendisinden kaynaklanan kirlenme de söz konusu olabilir.
    Şikagoda bilinen en kötü amipli dizanteri salgınlarından birisi 1933 yılında yaşanmıştır. Salgın Chicago Dünya Fuarına gelenlerin konakladığı otellerde meydana gelmiştir. Otellerin tesisatları eski ve bozuktu. Çapraz bağlantılar bulunmakta idi. Banyo tüpleri ve tuvaletlerden olan geri emilim içme suyunun kirlenmesine neden olduğu sonucuna varıldı. Bu tesisat defektine bağlı olarak 98 kişi öldü ve binlercesi hastalandı.

    1938 yılında büyük bir üniversitede öğrenciler ateşli ataklar, bitkinli, başağrısı ve anemi ile belirgin bir tablo ile başvurdular. Bu öğrencilerde brusella tanısı konuldu. Bunun öğrencilerin çalıştıkları laboratuvardaki bir musluğa bağlanan hortumla ilgili bulundu. . Bu hortumun diğer ucu brusella etkenini bulunduran su dolu küvete batırılmıştı. Sistemin bir diğer bölümündeki yüksek su talebine bağlı olarak basıncın düşmesi sonucu brusellalı su sisteme emilmiştir. 80 öğrenci hastalanmış ve bunlardan birisi ölmüştür.

    Okullarda toplu ishal olaylarının çoğunun yemek hanelerle bağlantılı olarak değerlendirildiğini biliyorsunuz. Ancak böyle durumlarda su kaynaklarının durumunun da gözden geçirilmesi gerekmektedir. Kimi zaman sebze ve meyvelerin yıkandığı küvetlerde suyun içerisine bırakılmış musluk hortumu veya yıkama spirallerininde geri emilim nedeniyle bir takım kirlilik nedenlerinin ana tesisata emilmesine neden olabileceği unutulmamalıdır.

    Kansas, Newton?da 1942 yılında kentlerden birisinin iki su sağlama şebekesinden birisi Eylül ayında 3 kez hizmet dışı bırakıldı. Bazı bilinmeyen kişiler devre dışı kalmış olan şebeke bölümündeki bir yangın musluğundan su sağlamaya çalıştı. Suyun akmaması nedeniyle vana açık bırakıldı. Bitişik lağımdaki bir tıkanıklık nedeni ile taşan lağım yangın musluğunun yuvasına doldu. Böylece tam iki gün süre ile on ailenin lağım kapsamı yangın musluğundan emildi. Söz konusu şebeke bölümü tekrar hizmete sokulduğunda kentin her tarafındaki 2500 kişi bağırsak enfeksiyonuna yakalandı. Sonuçta Newton?da su almak üzere duran iki tren bakteriyel dizanterili hastaları taşımak zorunda kaldı ve iki kişi öldü.

    Yine 1942 yılında Pittsburgh?taki 500 kişinin çalıştığı bir fabrikada yeni bir su bağlantısı yapıldı. Bu bağlantı sırasında kentin suyu kesildi. Bu basınç düşüklüğü içme suyu hatlarına ırmak suyunun karışmasına neden oldu. Kentin suyunun bağlanmasından sonra işçilerin çoğu hafif bağırsak enfeksiyonuna yakalanmıştı. Bir kaç hafta sonra benzeri bir su kesintisi uygulandı ve bu kesintiyi de bağırsak enfeksiyonu salgını izledi. Bir çok bağırsak enfeksiyonu salgınından sonra şebekenin tümüyle izlenememesi bu ve benzeri salgınların tekrar tekrar ortaya çıkmasına neden olabilecek tehlikeli bir durumdur.

    1943 yılında limanda bulunan bir geminin güvertesindeki yangın musluğunu içme suyu sistemine bağlayan bağlantının bozuk olduğu belirlendi. Bu bir gastroenterit salgınına neden oldu. Büyük bir olasılıkla limanın kirli suyu yangın söndürme şebekesine pompalanmıştı ve buna bağlı olarak ta bakteriler içme suyu bağlantılarına girmişti. 1179 kişi hastalandı.

    Kaliforniya?da, bahçe hortumuna bağlı aspiratörle zararlı otları öldürmek üzere arsenik püskürtmek isteyen işçi suyun kesildiğini fark etti. Hortumu çıkarttı. Hortumu bağladığı musluktan bir bardak su içtiğinde arsenikten zehirlenerek öldü.

    California?da büyük bir uçak fabrikasında çalışan işçilerin %25-40 ının gastroenterit e yakalndıkalrı belirlendi. Pik dönem sırasında ana şebekeden olan talep nedeniyle aşırı su akıtılmasına bağlı basınç düşmesi söz konusu olduğu anlaşıldı. Meydana gelen bu vakum çapraz bağlantı aracılığıyla ana su şebekesine kirli suların emilmesine neden olmuştu.

    1944 yılında Oclohoma?daki bir okulda gastroenterit salgını çıktı. Tuvaletteki basınçlı sifonlardan hiçbirisinde vakum halinde geri emilmeyi önleyecek sistem veya mekanizma bulunmamaktaydı. Ana su şebekesindeki su her akşam kapatılmakta, bu nedenle tesisattaki basınç kesilmekteydi. Tuvalet sistemindeki pis su atmosfer basıncının etkisi nedeniyle içme suyu tesisatına geçebilmekteydi. Hastalanan kişilerin büyük çoğunluğu birinci kattaki musluklardan su içmişti.

    1952 yılında büyük bir transatlantik denizin 300 mil açıklarında iken 1000 vakalık bir dizanteri salgını ortaya çıktı. Çapraz bağlantı nedeniyle güvertedeki pis su içme suyu şebekesine karışmıştı.

    1958 yılında bir fabrikadaki işçiler içme suyu çeşmesinden akan suyun sarı olduğunu fark ettiler. Mühendis yaptığı incelemede korozyonu önlemek amacıyla kullanılan kromatların suya karıştığını belirledi. Yanlışlıkla vanaların kapatılması unutulmuştu

    1960 yılında doğu sahillerindeki büyük bir rıhtımda birisi içme suyunun deniz suyu tadında olduğunu fark etti. Sahile demir atmış olan üç gemi tatlı su musluklarına bağlanmış ve depolarını doldurmaktaydı. Sonunda yüksek basınçlı yangın söndürme sisteminin pompalanmış olan deniz suyunun içme suyu şebekesine karışmasına neden olduğu anlaşıldı.

    1961 yılında Midwest?te büyük bir depo tankından etilen glikol antifrizi antifriz dağıtım sistemine pompalandı. Sistemin kent su şebekesi ile çapraz bağlantısı vardı. %60 lık etilen glikol 100 gal dan fazla miktarı ana şebekeye pompalandı. Ana şebeke bu toksik madde ile 20 000 ppm in üzerinde kirlenmiş oldu.

    1962 yılında büyük bir limanda 700 kişi gastroenterite yakalandı. Çalışırken liman bölgesinde su içmişlerdi. Yangın söndürme amacıyla ırmak suyunu kullanmakta olan sistemle içme suyu arasındaki geçici çapraz bağlantı nedeniyle ortaya çıktığı belirlendi.

    1970 yılında Ohio, Cincinnati?de distilasyon tanklarından birisinin yıkanmasından sonra yanlışlıkla su vana açık bırakıldı. Sonuçta vanalar aracılığıyla kent şebekesine Burgundy şarabı yayıldı.

    1969 yılında Pennysylvaniada kromatlı bir iklimlendirme sistemi tıkandı. Borunun tıkanıklığını açmaya çalışan tesisatçı tıkanıklığı su basıncı ile açmak için bir hortumla bağlantı kurdu. Ancak akım ters yönde meydana gledi ve binadaki içme suyunu kullanan 23 öğrenci hastalandı.

    1964 yılında Michigan?daki bir hastanede, hastanedeki içme suyu musluklarından birisinden akan paslı sudan yakınmaktaydı. İçme suyu çeşmeleri hastanenin otopsi odasından iki kapı ötedeydi. Hastane otopsi masalarında otopsi işlemlerindeki kalıntıları toplayan çukur hazneler vardı. Bunlara aynı zamanda yıkama işlemlerinde kullanılmak üzere duşlu bir hortum bağlanmıştı. Masada herhangi bir askı bulunmadığından, Patolojist duşlu el hortumunu kullanmadığı zaman masadaki çukur haznenin içerisine bırakıyordu. Otopsi masasında vakum durumunda geri akışı önleyecek tek yönlü vanalar bulunmadığından meydana gelen şiddetli geri emilim sonucu kadavradan akan kan ve diğer otopsi sızıntıları hastane su şebekesine emilmekte ve böylece su musluklarına ulaşmaktaydı.

    1974 yılında New York?ta geri akıma bağlı olarak kentin büyük resmi binalarında meydana gelen büyük bir enterik enfeksiyon salgını çıktı.

    1939 yılındaki 60 ölümle sonuçlanan 359 vakalık tifo salgınından sonra beri Ilmlinois?te herhangi bir tifo salgını meydana gelmemişti. 1973 te Homestead?deki South Dade çalışma kampında tifo salgını çıktı. 172 kişi hastaneye yattırıldı ve 38 kişi daha hastalandı. Ölüm meydana gelmeyen bu salgın nedeniyle yapılan incelemede su ve lağım sisteminin 1940 yılında döşendiği ve 1969 yılında yenilendiği belirlendi. Terk edilen eski lağım sistemi su kaynağına çok yakındı. Sistemin içindeki dışkıda Salmonella bulundu. Kuyulardan 3 metre uzağa dökülen boya 15 dakika içerisinde kuyularda belirlendi. Kuru bir kuyunun tabanına dökülen boya 3, 5 dakika içerisinde su şebekesinde belirdi. Kuyuları çevreleyen bölgelerde bir çok solüsyon kanalı bulunmaktaydı. Kuyulardan 90 metre kadar uzakta atıkları yağ kapanına sahip bir biriktirme çukuruna boşalan genel bir tuvalet vardı. Kuyulardan 300 metre uzakta 50 000 galonluk bir çöplük vardı ve çöplükte bira tenekeleri, şişe, çerçöp ve dışkı bulunmaktaydı. Bu örnekte söz konusu yerlerden hangisinin salgından sorumlu olduğunun belirlenmesi çok zordu. Ancak mekanizma ne olursa olsun kirletici kaynaklardan birisiyle boru sisteminin bağlantısı temel nedendi.

    Dünyanın bir çok ülkesinde boru sistemlerindeki bağlantı ve basınç değişimlerinin neden olduğu düşünülen yüzlerce salgın çıkmaktadır. ancak yetersiz kayıt sistemi ve epidemiyolojik değerlendirme nedeniyle bunların çoğunun nedeni tam olarak ortaya konulamamaktadır.

    Ülkemizdeki her türlü su kaynaklı olabilecek hastalık vakasında bu tip değerlendirmeler ayrıntılı olarak yapılmalıdır. Klorun etkisi için en az 20 dakikalık bir süre geçmesi gerektiğine göre klorlu sularla da yakın mesafe kirliliği söz konusu ise salgın riski bulunduğu unutulmamalıdır. Günümüzde bu tip bağlantılar önemli kimyasal kirlilik nedeni de olabilmektedir. Bir çok kimyasal deposu ve tankı hortumla yıkanmakta, bu hortumlardaki su ana su şebekesinden alınmaktadır. Hortum bağlantısındaki bir yetersizlik ana şebekeye çok tehlikeli düzeyde kimyasalın da karışmasına neden olabilecektir.

    Doç.Dr. Ö. Faruk TEKBAŞ, Prof.Dr. Çağatay GÜLER

    KAYNAK: Oğur R, Tekbaş ÖF. Temel Su Analiz Teknikleri. Aydın Matbaacılık. Ankara. 2005.

    Bölüm kaynakları:

    1. Plumbing Inspectors Handbook, Texas State Board of Plumbing Examiners, Austin,Tex.,1957.

    2. Koren, H.; Bisesi, M. Handbook of Environmental Health and Safety,(355-395), Lewis Publishers, Florida,1996.

    3. Ehlers, V. M. , Steel, E. W. , Municipal and Rural Sanitation, (372-408), Mc-Graw Hill Co. , New York, 1965.

    4. Bertan, M ve Güler, Ç. (1995). Halk Sağlığı ( Temel Bilgiler ) . Ankara.

    5.Güler, Ç ve Çobanoğlu, Z. (1994a). İnsan ve Hayvan Atıkları, Sıvı Atıklar. Çevre Sağlığı Temel Kaynak Dizisi No:28. Ankara.

    6.Güler, Ç ve Çobanoğlu, Z. (1994b). Katı Atıklar. Çevre Sağlığı Temel Kaynak Dizisi No:29. Ankara.

    7.Güler, Ç ve Çobanoğlu, Z. (1994c). Su Kirliliği. Çevre Sağlığı Temel Kaynak Dizisi No:12. Ankara.

    8.Güler, Ç ve Çobanoğlu, Z. (1994d). Tehlikeli Atıklar. Çevre Sağlığı Temel Kaynak Dizisi No:30. Ankara.

    9. Dirican, R ve Bilgel, N. (1993). Halk Sağlığı ( Toplum Hekimliği ) .Bursa.

    10. Birsen, N. (1985). Dünya Uranyum Kaynakları , Yeterliliği ve Türkiyenin Uranyum Potansiyeli. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığı. Teknik Rapor No : 7. Ankara.

    11.Bruning, S. C. and Kaneene, J. B. (1993). The Effects of Nitrate, Nitrite and N – Nitroso Compounds on Human Health : A Review. Vet – Human – Toxicol. 35 (6) : 521 – 538

    12. Compton s Interactive Encyclopedia. (1997) .Copyright (c) 1994, 1995, 1996 SoftKey Multimedia Inc.

    13. Çağlar, S. (?). İçme Suyu Arıtımında Birim İşlemler. İller Bankası Dökümanı. Ankara.

    14. Çakmak, L. ve Demir, T. (1997). Su Kirliliği ve Etkileri. Çevre ve İnsan. 36: 26 – 29.

    15. ÇED ve Planlama Genel Müdürlüğü Çevre Envanteri Dairesi. (1997). Türkiye Çevre Haritası – 96. 51 – 101.

    16. Franceys, R et al. (1992). A Guide to the Development of On ? Site Sanitation. WHO. Geneva.

    17. Tuncay, H. Su Kalitesi. (1994). Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları. İzmir.

  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.